Öyküler…
Yazar toplumsal ve bireysel anlamda yer alan on üç öyküsüyle derin bir insan panoraması sunuyor. Özellikle kadın zeminli, aile dinamiklerini kişi, mekan ve olaylar etrafında kurguladığı öyküleri ile eminim ki sizleri de düşünmeye sevk edecektir.
Anneannemin Kemikleri, geçmişteki can yakan anılarla bir yüzleşme sanki, belki de çok geç kalınmış bir yüzleşme hem de. Geçmiş aslında hep bizimle, onu hatırlamak için bazen belki bir an daha etkili oluyor.
Nil ve Faruk’un belki de ilişkilerinin temelinin de sarsılabileceğini ifade eden hem fiziksel hem de psikolojik bir boşluktu Delik. İkili ilişkiler adına derinlikli bir hikayeydi kesinlikle.
Puset’i okurken yaşadığım şehrin kalabalığında bana yaklaşan insanların belki soru soracak, belki yardım isteyecek insanlara karşı takındığım gerilimli ruh halim aklıma geldi. Ama yardımseverlik adı altında da sınır ihlali insanı tabii ki tedirgin eden önemli bir eylem oluyor bizler için.
Okuduğum öykülerde mekanın insanın ruh haline olan etkisini de gördüm. Bununla ilgili çok ilintili durum analizi yapmak için yazar kitabın içine şahane öyküler serpiştirmiş. Gündelik yaşam içerisindeki mekanlar yalnızca birer arka plan değil, bireysel kimlik ve psikolojimiz üzerine de biçimlendirici bir etkiye sahip olduğunu düşünüyorum.