Özetine gelecek olursak, 1.Bölümde bilinçli beyinin sandığımız kadar aktif olmadığını, aslında bilinçdışı beynin çoğu işlerimizi hallettiğini, bilinçli beynin devreye girmesi için beklenmedik durumlarla karşılaşmamız gerek ve aslında çoğu zaman bilinçli beynin devreye girmemesi bizi çok daha yararımıza olduğunu söylüyor ve şu örneği veriyor "Bir kırkayak, yüzlerce ayağını kusursuz bir ritim ve koordinasyonla, düşünmeden hareket ettirerek gayet güzel yürüyormuş. Bir kurbağa, merakla kırkayağa yaklaşıp sorar: 'Hangi ayağını, hangi sırayla ve neden attığına nasıl karar veriyorsun?' Kırkayak, ilk kez bu soru üzerine bilinçli olarak düşünmek zorunda kalır. Hangi ayağını hangi sırada attığını mantıksal olarak çözmeye çalıştıkça, doğal ritmi bozulur, ayakları birbirine dolaşır ve yürüyemez hale gelir.". 2. Bölümde ise bilinçaltının beynin genelinde ne karar etkin rol oynadığını açklıyor kısaca. 3. bölümde ise beynimizin bir şirket patronu gibi şirketi yönetmesinden ziyade bir koalisyon hükümetine benzetiyor ve bilincin alınan kararlar karşısında o kararın nasıl alındığından çok hangi nihai sonuca vardığıyla ilgilendiğini özellikle belirtiyor. 4. bölümde beynin karar almamızdaki rolü ve bu karar almada bilinçli akıl yürütmeden önce gerçekleştiğini anlatıyor kısaca. 5. bölümde ise duygusal sistem (kısa vade) ve rasyonel sistem (uzun vade) arasındaki çatışmaları anltıyor ve odysseus ile gelecekteki odysseus arasındaki pazarlığı anlatan bir örnek veriyor. örnekler arasında diyet yapma, bankaya vadeli para teslimi gibi örnekler de vermiştir. 6. bölümde ise kısaca davranışlarımızda, hareketlerimizde, duygularımızda beynin yapısının ne kadar etkili olduğunu, beyinde ufak bir değişimin bile çok radikal kişilik değişikliklerine yol açtığını ve beynin fiziksel durumunun ne kadar önemli olduğundan dolayı hukuk önünde bir suçumuzdan dolayı ne kadar "sorumlu tutulabilir" olduğumuzu tartışıyor ve hukuk sisteminin cezalandırıcı (geçmişe odaklanma) sistemindense rehabilitasyon (geleceğe odakanma) sisteminin çok daha yararlı olacağını vurguluyor. Son bölümde ise insan doğası ve benlik kavramı üzerine büyük resmi sunuyor. Aslında "ben" dediğimiz bilinçli varlığın, beynin sadece küçük bir çıktısı olduğunu belirtir. Bilinçli zihin, tıpkı bir parlamento sözcüsü gibi, iç tartışmaların ve çatışmaların nedenlerini bilmeden sadece nihai kararı ilan ettiğini söyler ve bilinçdışını kabul etmenin kötü bişi olmadığını vurgular. Son olarak ise beynin sırlarını keşfetmemizin özgür iradeyi yok etmediğini, aksine onu anlamak için daha iyi bir fırsat olduğunu söyler.
Kitapta sıkıldığım yerler çok ama çok azdı, her okuduktan sonra devamını merak ettim ve beyin ile insan davranışı hakkında çokça şey öğrendiğimi söyleyebilirim. Nörobilime ilgisi olan herkesin rahatlıkla okuyabileceğini düşünüyorum.