Kaya Genç // Şehir
•Amsterdam’ın sokaklarında ve kültürler arası geçişlerine yayılan sıcak ama bir o kadar da düşünceli bir hikâye anlatıyor. Edebiyatın bir genci nasıl dönüştürebileceğini, hatta onu bambaşka bir ülkeye, yabancı bir dile, yeni insanlara sürükleyebileceğini gösteren bir roman
•Hikâyenin merkezinde, 2004 yılında büyük hayallerle yola çıkan Evren var. Yazar olma tutkusunu daha derinden hissedebilmek, romanlara daha geniş bir açıdan bakabilmek ve belki de kendine gerçek bir ses bulabilmek için İngiliz edebiyatı yüksek lisansı yapmaya karar veriyor. Ailesinin desteğiyle başlayan bu yolculuk, sanıldığı kadar kolay değil çünkü yeni bir şehir sadece yeni bir başlangıç değildir, aynı zamanda insanın kendiyle yüzleştiği bir aynadır.
•Amsterdam’da Evren’in yolu Tomasz ve onun sevgilisiyle kesişiyor. Üç arkadaş arasında kurulan ilişki, romanın omurgasını oluşturuyor. Evren bu küçük çevrenin içine girdikçe hem kendi ülkesinin dertleriyle hem yeni kültürlerle hem de edebiyatla daha çok yüzleşiyor. Ve ortaya çıkan farklılıklar onun düşünme biçimini derinleştiriyordu.
•Ve birde oturduğu sokağın yakınında işlenen ve kimsenin pek konuşmadığı bir cinayet var. Bu konuşulmayan akıllardan çıkmış gibi görünen olay, şehrin altında bambaşka akıntıların olduğunu hissettiriyor. Şehir, yalnızca bir yolculuk romanı değil aynı zamanda aidiyet, yabancılaşma, gençlik kaygıları, edebiyat tutkusu ve insanın kendini bulma çabasının çok katmanlı bir anlatısı. Beni en çok etkileyen yönü ise şu oldu Evren’in her adımı hem bir kayboluş hem bir buluş hissi yarattı.
•Bazı romanlar sadece bir şehrin hikâyesini anlatır, bazıları ise o şehrin insan üzerindeki izlerini… Şehir tam da böyle bir anlatıya sahipti. Okurken Amsterdam’ın sokaklarında yürüdüğünü, Evren’in iç sesine kulak verdiğini ve kendi geçmişine dönüp baktığını hissediyorsun. Düşündüren, sakin ama etkili bir roman.
Kitapla Kalın