“Can bula cananı
Bayram o bayram ola”…
Sahabiler sevgilerinin izharını “ anam babam sana feda olsun” diye itham ederler Resullullah’a sanmayın ki kendi canlarını önemsediklerinden, onların feda ettikleri canlarının cananları …
Efendimiz, “Sizden biriniz, beni, kendisinden, annesinden, babasından, çoluk çocuğundan ve herkesten daha çok sevmedikçe gerçek manasıyla iman etmiş olmaz,”dediğini bilen ve bu
hadise itaat eden mümin kulun bu kelama karşılık ahdidir.
Ve onun pak incisi Fatıması, cehennem ateşinden uzak olanı
Zehra’sı göz aydınlığı, nurunu babasından alan ışık saçanı
Betül’ü iffetlisi ve bu sadece bedeninde değil aklınada tezahür eden en sevimlisi ay yüzlüsü
Bir ışık binbir pırıltı…
Ben bu kitabı çokkkkk sevdim
Kitap sevincin hüznüydü
hüzün sevinçli olabilir miydi?
Ben bu kitapta onu bildim…
Eser;
Dıvan-ı Zehra adlı kitabı yazan ve çıkan bir yangın sonrası küllenen sahifelerindeki hüznün tesellisini
yardımcısının şu sözleriyle anımsayan
“Yazılanlar hep içinizde değil mi yani kalbinizde
Ha yazmışsınız ya yazmamışsınız hepsi gönlümüzde değil mi ? Aşktan gayri ne var ki dünyada “ Aşk imiş her ne varsa alemde, gerisi bir kylı ü kal imiş.”
Efendi’nin
kalbe sekinet veren sözler ile kendine gelip yola devam eden ve bu yolda yine küllenen eserin yazarı olup olmadığını ispatlaması için bu sefer yazması değil,içini dökmesi gerektiğini bilip imtihanın sırrına vakıf olup 40 meseleyi hikayelendirip anlatması ile başlayacaktır.
Açıkçası eser düşündüğüm gibi sadece Hz Fatma bahsinden bahsetmiyor.Yazarın hünerli ellerinden binbir menkibe ile cesed halinde olan kelimelere tasvir gücü giydirilerek onları hareket haline bürüyen sözlere kendini kaptırmamak mümkün değil.Eser durulanma, temizlenme yenilenme arınma buluşma, daha bir çok olma fiilinin yazıya alınmış hali…
Ehlibeytin ve ümmetin hüznü olan Kerbalada buluşturup “sen olmasan ben alemleri yaratmazdım”hitabına muhattap olan Hz. Muhammet Mustafa(s.a.v)ın “Allah’ım bize Medineyi sevdir dediği” beldeye ve onun doğup büyüdüğü en hayırlı belde olan Mekke diyarına gitmeyi niyetleyip yollara düşen ve kendileri gibi bu yola revan olanların kendi nefsi yolculuklarını bu yolda en sevgilinin hatıralarıyla arındıran hakikati bulduran bir gönül demlenmesi…
“Allah'ı seven beni sever, beni seven de ehl-i beytimi sever.”
Hz. Fatımanın nasıl bir evlat olduğu
nasıl bir yoldaş ve eş olduğu,
nasıl bir anne olduğu
Efendimizin Ümmü ebiha diye seslendiği biricik kızının onun ve ve ehli beytinin bir çok hatıralarını
yola düşenlere terbiye maksatlı anlatıp,
kendini bulduran, zamanın, yolculuğun ve hatıraların nasılda terbiye ettiğinin hikayesi…
Kendini o yolculuğa çıkmış gibi hissedip çoğu zaman gözyaşlarımı tutamadığım Efendimiz ve onun ve onun pak incisinin nelere tahammül ettiğini ve yoldakilerinin bu menzillerde karşılaştıkları imtihanlarda hangi hatıralara denk gelip dinlendikleri…
Dinlediklerim dinlendirdi ruhumu…
Bende tıpkı Hz. Fatıma annemiz gibi
Dört kızın sonuncusuyum.Bu benzeyiş bile beni birazda olsa mesrur etti açıkçası ….
Allah’tan niyazım bu benzerlikle kalmayıp
Onun ülfet ve muhabbetine ortak olmak onun gayesini gayem onun içtinap ettiğinden içtinap etmektir.
Eser kesinlikle tavsiyedir incelemeleri okuyunca sanırım beklentiyi karşılayamamış ama ben çok beğendim.Kimi eserler okunduğu zamanın ve kişinin o anda ki haletiruhiyesindende kaynaklı olabiliyor okuyanlara da tavsiyem tekrar okumalarıdır.
CanfedaSibel Eraslan