Öncelikle şunu dile getirmek isterim. Kitaptan 3 puan kırdım çünkü benim hayalimde Fatıma annemizle efendimizin baba kız hoş muhabbetleri vardı. Hz. Fatıma’nın çocukluğu, belki 368 sayfa Hz. Fatıma hayal ettim ama öyle olmadı. Kitabın içeriği beklentilerimi tam anlamıyla karşılamadı. Kitapta daha çok peygamberimiz zamanı ele alınmış ve bazı yerlerde de Fatıma’yı anlatmaya çalışmış. Peygamberimizi, onun ciğerpareleri Hasan ile Hüseyin’i, kerbelayı, o zamanlarda müslüman olanları anlatmış.
Ama beklentilerimi karşılamadı diye çok sıkılarak okuduğum bir kitapmıydı, hayır tabiki de. Hatta bazı yerlerde gözyaşlarıma hakim olamadım diyebilirim . Kitabın bazı yerlerinde ise peygamberimi öyle güzel anlatmışki onu ne kadar özlediğimi fark ettim, ona ne kadar ihtiyacımız olduğunu hatırladım. Ümmetim diye günlerce seccade başında gözyaşı döküp Rabbi ile dertleşen efendimizi yüreğimde hissettim. Özellikle Sibel Eraslan’ın sıcak ve samimi cümleleri ile süslediği örnekleri benim kitaptan keyif almamı sağladı. Bir de kitapta Kur’an-ı Kerim’den bir sürü ayet var. Bu da unuttuğumuz Kur’an’ı tekrar hatırlamama vesile oldu.
Velhasıl Canfeda kitabı Sibel Eraslan’ın okuduğum ilk kitabı idi. Eğer efendimizi, Fatıma annemizi ve o zamanı merak ediyorsanız tavsiye edebileceğim bir kitap.
Keyifli okumalar...
Hz.Fatıma, dünya üstünde Allah Resulüne en çok benzeyen Efendimizin canparçası.. Kurgu olarak işlenen kitap kız çocuklarının utanç sayıldıpı bir dönemden babasının baş tacı olduğu bir döneme geçişin ve Efendimizin peygamberlik döneminde yaşadığı bir çok hadise kahramanların ağzından akıcı bir dille anlatımı..
O Hz. Fatıma ki ALLAH Resulü'nün can parçası, dünya üstünde ona en çok benzeyen kişidir. İlmin kapısı Hz. Ali'nin eşi, cennetin genç efendileri Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin'in annesi, iyilik denizinin incisidir.
Üç günlük açlıktan sonra bile elindeki tek lokmada feragat eden, babası Hz. Muhammed (s.a.v) tarafından daima ayakta karşılanandır. O, Fatıma'dır. Ateşten kesik, ateşe uzak demektir.
Kitaba başlamadan önce çok heyecanlıydım. Elimdeki son Sibel Eraslan'dı. Bazı nedenlerden dolayı özellikle geciktirmiştim. Neyse sadete geliyorum, beklentilerimi karşılayamadı. Ben Hz. Fatıma Zehra'nın doğumundan vefatına kadar olan hayatını okuyacağımı düşünüyordum. Ama yazar onun yerine aralara kırk tane kıssa serpiştirmiş. Bazı bölümler de Hz. Aişe kitabıyla aynıydı. Okurken "aaa ben bu bölümü biliyorum, bak şimdi de böyle olucak" dedim. Aynı şeyi iki kitapta da anlatmış.
Bunun yanında beğendiğim bölümler de vardı tabi. Bazı bölümlerde imrendim Hz. Fatıma Zehra'ya. Ne kadar çabalarsam çabalayım onun gibi olamayacağımı fark ettim. Onun örtüsünün altına olabilmeyi ne kadar isterdim oysa ki...
Sibel Eraslan'a başlama kitabı olarak Canfeda'yı tavsiye etmiyorum. Onun yerine Çöl-Deniz ya da Hz. Aişe ile başlanılmasını öneririm.
Yazar Ehl-i Beyt’i yazmanın kolay olmadığını vurgulamış ve Ehl-i Beyt’i yazmanın kitabın satırlarında da belirtildiği gibi büyük bir aşk gerektirdiğini romanlaştırarak anlatmıştır.
Kitaba, başına
Kitabın basından sonuna kadar hz fatımanın hayatını okumayı umuyordum. Kitap kerbela medine ve mekkeye yolculuk yapan bır grup insanın yolculugunu anlatıyor yolculukta hz fatıma hakkında kıssalar anlatılıyor bu kıssalarla fatıma anlatılmaya calısılmış ben cok keyıf alarak okuyamadım benım için hayal kırıklığı oldu umduğumu bulamadım. Kitaptakı kıssalarla kız cocuklarının utanç sayılmasından baslayıp hz fatımanın vefatına kadar anlatılmış. Fatıma efendimize en çok benzeyendır cennet çiçegı mumınlerın annesıdır fatımaya binlerce selam olsun
Keyifli okumalar dilerım.
Derin bir kuyudur şu dünya; karanlık, sıkıntılarla dolu, daracık… Ölüm ise hakikattir, asıl mekana yolculuktur. Allah bizlere asıl mekanımızda ferah olacağımız bir ömür nasip etsin.
Uzun zamandır kitaplığımda bulunan, bir türlü okumaya fırsat bulamadığım ‘Canfeda’yı en sonunda bitirdim. İşte şimdi sizlere bu kitap hakkında fikirlerimi paylaşmak istiyorum:
Öncelikle kitabın dili ve üslubundan bahsetmek istiyorum. Kitabın dili, ağır ve süslü bir edebiyatla harmanlanmış. Hikaye içinde hikaye, zaman içinde zaman yolculuklarını okuyorsunuz. Bu durum kitabı biraz sıkıcı yapmış. Daha önce hiç peygamberimiz ve ehli beyt hakkında bir şeyler duymayan veya okumayanlar için verimli olacaktır, fakat fazlaca dinleyen, okuyanlar için sıkıcı olabilir. Çünkü sürekli tekrar eden olaylar var. Bir de gözlerimiz Hz. Fatıma’yı ararken genel olarak o dönemden ve sahabilerden bahsedildiği için istediğim verimi alamadım maalesef.
Tüm bu eleştirilerime rağmen yazarı tebrik etmezsem haksızlık ederim. Bu kadar bilgi, hikayeyi bir kapağın altında toplaması çok iyi olmuş. Gözyaşlarımı tutamadığım, tebessüm ettiğim bir çok sahne var. En güzel insanların yaşadığı bir döneme bir nebze tanıklık etmek… Harikaydı. Böyle insanları tanımak, onları sevmek ve onların artık varolmadığını bilmek aslında ne kadar bomboş amaçlar uğruna kavgalar ettiğimizi gösteriyor.
Gerçekten bir kez daha anladım; günümüzde bize dinimizi korkutarak, kötüleyerek anlatarak din düşmanları yetiştirmişler. Aslında islam dini sevgi, merhamet ve güzellikler dinidir… Allah hepimizi Hz Fatıma’nın yolundan giden insanlardan eylesin.
Sağlıcakla kalın…
Harika bir kitaptı. Çok etkiledi beni. 3 kez okudum birkaç yıl arayla. Birkaç yıl sonra belki bir daha okurum. Akıcı bir roman içinde hz. Fatima ve hz. Peygamberimizin hayatından kesitler sunuluyor.
Bu romanın içinde kırk meselle birlikte Asr-ı saadet zamanına, peygamberimizin evine misafir olup Hz. Fatıma ve Hz. Ali'nin evliliğini, yaşantısını, birbirine ve müminlere bağlılığını anlatan okuması çok keyifli bir kitap. Ara ara gülümseten, bazen hüzünlenip ağlatan, bilgilerinizi tazeleyip sizi bazı konularda düşündüren kısımları ile okuyan herkese faydalı olacağını düşünüyorum.
"Bu şiir çöl yolcusuna öğüttür. Güneş ve gündüz; Fahr-i Kâinat, Seyyidel Mürselin Hz. Muhammed (sav) Efendimizin rumuzudur. Güneşten sonra Ay doğacaktır. Kamer ise Emirel Mü'minin keremallahü veche Hz. Ali'dir. Ay battıktan sonra doğan Güzeller Güzeli Zühre yıldızı da Azra-i Betül, Zekiye-i Merziye, Hz. Fatıma Zehra'dır. Zühre yıldızından sonra ise Sitare-i Fırkateyn doğar. Fırkateyn yıldızlarıysa Reyhan-ı Cennet, İzzet-i Haseneyn, Şimal ve Cenup Kutupları Hz. Hasen ile Hz. Hüseyn'i temsil eder... Bunlar arka arkaya doğarak, çöl yolcusuna rehber olurlar. Böylece gece, seher vaktine kavuşur, Güneş yeniden doğar ve çöl yolcusu hiçbir zaman yalnız kalmaz, yolunu kaybetmez... Çöl yolcusu gibiyiz hepimiz hayatta, rehberlerimiz ise yollarımızı aydınlatmaktadır, der bu şiir..."
“Can bula cananı
Bayram o bayram ola”…
Sahabiler sevgilerinin izharını “ anam babam sana feda olsun” diye itham ederler Resullullah’a sanmayın ki kendi canlarını önemsediklerinden, onların feda
Sibel Eraslan, Türk gazeteci, yazardır. 1967'de İstanbul'un Üsküdar ilçesinde doğdu. Üsküdar Kız Lisesi'ni (1985), İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni bitirdi (1989). İnsan hakları, kadınların eğitimi, istihdamı ve haklarıyla ilgili inisiyatiflerde görev aldı. Teklif ve İmza dergilerinde yazdı. Bir dönem Vakit gazetesinde de köşe yazıları yazan yazar, 18 Şubat 2011 tarihinden itibaren Star Gazetesi'nde yazmaya başlamıştır. Öyküleri Dergah, Mostar ve Hece dergilerinde yer aldı.