“İmera Fera”, Karadeniz’in sisli yollarından İstanbul’un kalabalığına uzanan; sıcak, akıcı ve yormayan bir romantik hikâye.
Ünlü YouTuber Esme Derin, Karadeniz turu sırasında Rize’de çekim yaparken gülüşüyle bütün kadrajı aydınlatan bir adamı fark eder. O anlık görüntü Esme’nin zihnine kazınır ve turun geri kalanında aklından çıkmaz.
Turun sonraki durağı Trabzon’da arkadaşının çektiği bir fotoğraf her şeyin başlangıcıdır… fakat Esme bu detayı o anda değil, İstanbul’a döndüğünde fotoğrafları düzenlerken fark eder.
Fotoğrafa zoom yaptığında Rize’de gördüğü o adamın, Trabzon’da hemen arkasındaki masada oturduğunu görür.
İki şehir, iki tesadüf, tek adam.
Bu durumun bir işaret olduğuna inanır ve içindeki dürtüyü durduramaz.
Rize’de çektiği fotoğrafı sosyal medyada şu cümleyle paylaşır:
“Gülüşü güzel adam… bul beni, umarım bekarsındır.”
Paylaşım sosyal medyayı ayağa kaldırır.
Ve sosyal medya kullanmayan Çakır Efe Ataoğulları bile bu gündemden haberdar olur..
Çakır Efe kim mi?
Ordu’da “fındık kralı” olarak bilinen, bölgenin en büyük fındık tarlalarının, çikolata fabrikalarının ve devasa yatırımların sahibi.
Ailesi hem tarımda hem çikolatada hem de inşaat ve gemicilik sektöründe köklü bir imparatorluk kurmuş durumda.
Yani Esme’nin fotoğrafta gördüğü o adam, aslında tüm bölgenin tanıdığı, güçlü ve büyük bir yapının başındaki adamdır.
Bu paylaşımdan hoşlanmayan Çakır Efe, Esme’ye dava açar. Fakat aynı anda yeğenleri devreye girer ve Esme’ye mesaj atar:
“Dayımız bekardır. Daha fazla bilgi istiyorsan bize ulaş.”
Esme, Çakır'ın yeğenlerine ulaşıp, hiç düşünmeden Ordu’ya doğru yola çıkar.
Kamerasında gülüşünü yakaladığı adamın hayatına gerçekten dokunmak için elinden geleni yapar.
Kitap, tam anlamıyla akıcı, sıcak ve eğlenceli bir Karadeniz romantizmi.
Esme’nin deli dolu enerjisi, bazen “Esme, artık dur.” dedirten çıkışları; Çakır Efe’nin Karadeniz inadına bulanan ama bir o kadar da tutarlı duruşu; yan karakterlerin tatlı, eğlenceli varlığı— hepsi hikâyeyi su gibi akıtan unsurlar.
İki ana karakterin de inatçı olması okuyucuya zaman zaman “Biriniz alttan alın artık.” dedirtse de, aralarındaki dinamik keyifli bir çatışmaya dönüşüyor.
İlahi bakış açısı da olay örgüsünü rahatça takip ettiriyor.