Eğer bu incelemeye hesabımdan ulaştıysan okuma:) kitaptan ulaştıysan ise hiç çekinme buyur alalım aklını.
Kitabın konusunu merak edenler lütfen başka incelemelere baksınlar, ben sadece bu kitabın rezilliğinden bahsedeceğim çünkü. Öncelikle bir sürü kitabı olan bir yazar diye merak ettim ve en dikkat çekici olan kitabına maalesef başladım. Kitabımızda bir influencer, model ve hatta youtuber ana kadın karakterimiz var. Kızımız düşük gelirli bi aileden gelen, para ve ün kazanarak ailesini kalkındırmış iyi bir evlat aslına bakarsanız. Ama olay bu değil. Erkek karakterimiz kızın kendisiyle olursa çalışmasını istemiyor ve hani ben sana bakarım maçoluğu değil, ‘benim hayatımdaki kadına kimse hayran olamaz’ maçoluğu. Kızın yaptığı işlere karışıyor ki kızımız da rahatsız olmuyor ‘kıskanılmak’ hoşuna da gidiyor yani. Kitabın başında erkek karakterin kızı kaçırtmaya çalışmasını da asla yabana atamayız. Ama bakın mafya değil bu adam, sadece zengin bir iş adamı. Bir mafyaya kızı kaçırtıp gözünü korkutmak isterken mafya yanlış kadını kaçırıyor. Mevzu bahis kadın ise bizim kızımızın menajeri, 38 yaşında kadın, kendisini kaçıran 42 yaşındaki mafyaya aşık oluyor. Neymiş? Çok yakışıklıymış. Tabi mafyamız da onun hırçınlığından etkileniyor falan klasik. Kitabımız ağırlıklı olarak Karadeniz yöresinde, Karadeniz insanlarıyla ve Karadeniz ağzıyla geçiyor bu arada -ki bir Karadenizli olarak beni delirtti.
Kitapta benim için kopma noktası olan olaya gelirsek. Bir ananemiz var ve her sene ailesindeki kadınlara kendi hayat hikayesini tekrar tekrar anlatıyormuş. Bizim kız da bu aileden olunca toplanıyorlar ki bir daha anlatsın diye. Ananemiz 14 yaşında ‘sevdaluk’ etme hikayesini ‘verdum da verdum’ diyerek anlatıyor. GERÇEKTEN DEHŞETE DÜŞTÜM. Duvarları falan izledim de yine kendime gelemedim.
Çok etkileyici ya da çok güzel olduğunu söyleyemeyeceğim.
Kadın karakterden çok hoşlanmadım çünkü , okuduğumuz en nihayetinde kurgu ve kurgu içinde bu kadar paragöz paraya değer veren bir kadın karakter çok hoş olmadı. Geçmişinden kaynaklı olarak para kazanma hırsına anlayabilirim ama karakterin üzerine bu kadar oturmuş olması ve en fazla aklımda kalan özelliğinin bu olması bence kitabı sevmem açısından büyük bir engel oldu.
Erkek karakteri iyiydi yer yer yazarın çizmiş olduğu profilinin dışına çıktı bence..
Yazarın bu kitabı nedense çok aceleyle yazmış olduğunu düşünüyorum daha önce okuduğum kitaplarının nazaran çok çok ortalama kaldı.
Herkese Merhaba,
Merak ettiğim wattpad kitaplarından biriydi. Ama aşırı basit absürt komedi olan bir kitaptı. Bir olaya başlamışsın ama devamı boştu. Ne karakter nede hikaye girebildim. İkiside vasattı. Çakır ve Esmeeee olmamış...
Kızın biri adamı görüyor hayran kalıyor sonra bulmak ıcın kendi sayfasında paylaşıyor fılan , adamın yiğenleri kıza ulaşır onu yanlarına cagıyor kızda kımdır nedicir bilmeden yanlarına gidiyor... tam bir komedi yaa kaç yaş dıyoruz bu olayları yaşayanlara hahahah..
Hadi bir kaç yerde baya baya güldüm, puanımda o yuzden yoksa bunuda vermezdim bende... kız baya ünlü influserlarfan , adamda iş adamı fılan... bunlar bır anda aşk yaşamaya başlıyorlar o kısımlarda altı doldurulmamış , boş boş oluyon ... ne olduğunu anlamadan aşık oldular filan... işte kız ünlü olduğundan mankenlık yapıyor, işte katolog cekımleri fılan , çakırda kıza en baştan söyluyor , senın işini ve hayatını ben kaldıramam , bana göre değil, kıskanırım diyor ona göre benle bır şeyler yaşamak ıstıyorsan yaşa , sonrasınada sen gıdersın ben burda kalırım dıyor. En baştan adam bunları söyluyor... sonrada sanki hiç bir şey dememiş gibi adamı suclamak cok sacma.. zaten kızın aşkına asla inanmadım ben ; parayı ünü daha cok sevdi bana göre... işte olay oluyor kızın işi ile ilgili adamda ben bunları kaldıramam bırak bu işleri bana gel dıyor... herşeyden cok seni ıstıyorum dıyor kıza... kızda olmaz ayrılıyor adamdan... sacma sapan ayrılık oluyor. Millet hep adamı suclamış hıc peşinden koşmamış, hep kız ayağına geldi yazmışlar... ulaaaaa kız ayrılıyor terk edıyor adamı , parasını ve ününü daha cok sevdiği için ne beklıyoruz, peşinde köpek mi? Hiç sevmem çakır sonuna kadar haklıydı...
Neyse işte böyle absürt bir hikaye aşırı basitlerdi. Aşk yoktu bence , duyguları asla bana gecmedi. Yan
“İmera Fera”, Karadeniz’in sisli yollarından İstanbul’un kalabalığına uzanan; sıcak, akıcı ve yormayan bir romantik hikâye.
Ünlü YouTuber Esme Derin, Karadeniz turu sırasında Rize’de çekim yaparken gülüşüyle bütün kadrajı aydınlatan bir adamı fark eder. O anlık görüntü Esme’nin zihnine kazınır ve turun geri kalanında aklından çıkmaz.
Turun sonraki durağı Trabzon’da arkadaşının çektiği bir fotoğraf her şeyin başlangıcıdır… fakat Esme bu detayı o anda değil, İstanbul’a döndüğünde fotoğrafları düzenlerken fark eder.
Fotoğrafa zoom yaptığında Rize’de gördüğü o adamın, Trabzon’da hemen arkasındaki masada oturduğunu görür.
İki şehir, iki tesadüf, tek adam.
Bu durumun bir işaret olduğuna inanır ve içindeki dürtüyü durduramaz.
Rize’de çektiği fotoğrafı sosyal medyada şu cümleyle paylaşır:
“Gülüşü güzel adam… bul beni, umarım bekarsındır.”
Paylaşım sosyal medyayı ayağa kaldırır.
Ve sosyal medya kullanmayan Çakır Efe Ataoğulları bile bu gündemden haberdar olur..
Çakır Efe kim mi?
Ordu’da “fındık kralı” olarak bilinen, bölgenin en büyük fındık tarlalarının, çikolata fabrikalarının ve devasa yatırımların sahibi.
Ailesi hem tarımda hem çikolatada hem de inşaat ve gemicilik sektöründe köklü bir imparatorluk kurmuş durumda.
Yani Esme’nin fotoğrafta gördüğü o adam, aslında tüm bölgenin tanıdığı, güçlü ve büyük bir yapının başındaki adamdır.
Bu paylaşımdan hoşlanmayan Çakır Efe, Esme’ye dava açar. Fakat aynı anda yeğenleri devreye girer ve Esme’ye mesaj atar:
“Dayımız bekardır. Daha fazla bilgi istiyorsan bize ulaş.”
Esme, Çakır'ın yeğenlerine ulaşıp, hiç düşünmeden Ordu’ya doğru yola çıkar.
Kamerasında gülüşünü yakaladığı adamın hayatına gerçekten dokunmak için elinden geleni yapar.
Kitap, tam anlamıyla akıcı, sıcak ve eğlenceli bir Karadeniz romantizmi.
Esme’nin deli dolu
İmera FeraPayelll · Parola Yayınları · 2025263 okunma
Selam,
Size nefretlik bir kitapla geldim. Bu yüzden yorum spoilerlı olacak, bilginize.
Öncelikle bu kitabın nasıl bu kadar yüksek puan aldığını anlamadım. Evet, komik bir kitaptı ve evet karadeniz havasını okumak güzeldi. Ama bir yere kadar. Ben daha öncesinde hiç bu kadar, kadınların yüceltiliyormuş gibi gösterilip de alttan alta aşağılandığı bir kitap görmedim. Üstelik ben ileri düzey sert karanlık romantizm kitapları da okurum. Gerçekten bir sürü etik dışı ve tartışmalı kitap okudum ama hiç böylesine rast gelmemiştim.
Kitabın konusunu biliyorsunuz. Esme diye ünlü bir kızımız var ve bir adamın gülüşüne tutulup peşine düşüyor. Adam başta öfkeli ve sert olsada sonrasında yumuşuyor ve birbirlerine aşık oluyorlar. Buraya kadar bir sorun yok. Aksine ne istediğini bilen ve duygularından çekinmeyip cesurca harekete geçen kadınları okumayı severim. Asıl sorun bundan sonrasında başlıyor.
Arkadaşlar kitap boyunca, baş erkek karakterimizde dahil olmak üzere, hiçbir erkek sevdiği kadın için bir şey yapmıyor. İlişkilerdeki yaşanan sıradan şeylerden bahsetmiyorum. Herbirinin ilişkisinde yaşam biçimlerinden kaynaklı sıkıntılar var ama hiçbir erkek bununla ilgili bir şey yapmıyor. Hepsi kadının fedakarlık yapmasını, hayatını değiştirmesini ve kendi hayatlarına adapte olmalarını istiyor. Üstelik yazar tüm bu süreci olması gereken buymuş gibi yansıtıp erkekleri haklı gösteriyor. Sanki hayatlarını tamamen silmek istemeyen kadınlar hata yapıyormuş yada erkeği sevmiyormuş gibi lanse ediliyor. Bir süre sonra kadınlar bile birbirini bu konuda suçlamaya başlıyorlar. Hele ki Çakır. Gerçekten baştan sonra fiyaskoydu.
İlk 200 sayfa kitaptan umutluydum. Komikti, eğlenceliydi ama sonra işin rengi değişti. Son 100 sayfayı resmen yüzümü buruşturarak okudum. Okuma şevkim birden bozguna uğradı.
İmera FeraPayelll · Parola Yayınları · 2025263 okunma
"Aşk olsun Çakır, kalbimi çalmışsın."
"Sana aşk olsun Patuli, benimki de sende kalmış."
...
Herkese merhaba. Mor Salkımlı Sokak kitabıyla tanıştığım Payelll'in severek okuduğum kitabı İmera Fera'nın incelemesiyle karşınızdayım.
Ünlü fenomen youtuber Esme Derin, içerik üretmek için gittiği Rize'de kadrajına giren Çakır'ın gülüşünden etkilenip fotoğrafını çeker.
Günler sonra evine döndüğünde, çektiği fotoğrafları incelerken aklından çıkmayan adamın bir başka fotoğrafını daha bulur, çektikleri fotoğraflar içerisinde. Arkadaşı Sanem'in fark etmeden kadrajına aldığı Çakır'ın gülüşünden bir kez daha etkilenen Esme, o an büyük bir delilik yapar. Çakır'ın fotoğrafını milyonlarca takipçili sosyal medya hesabında paylaşır ve altına şu notu düşer:
"Kimsin? Neredesin? Lütfen yalnız ol... Bul beni gülüşü güzel bey."
Çakır Efe Ataoğulları, Ordu ilinin çikolata ve fındık kralıydı. Sosyal medyadan bi' haber, yaşamına işi ile evi arasında devam ederken Esme'nin yaptığı çılgınlıktan dolayı bir anda ülkenin gündemine oturur.
Esme'nin hayranı olan yeğenleri, ondan habersiz Esme'ye mesaj atıp Çakır'ın bekâr olduğunu söylediklerinde Esme soluğu Ordu'da alır. Çakır'ın fenomen bir kadınla işi olmazdı ama Esme onu aklına koymuştu bir kez.
...
Kitapta çok tatlı yan karakterler de vardı. Çakır'ın arkadaşı Emir ve Esme'nin yakın arkadaşı Sanem çok sevimli bir çift oldular. İlk görüşte aşk onlarınki de ve kitabın en sakin çifti oldular.
Kuzgun ve Hale... Benim favori çiftim. Kuzgun'un hikâyesi ve onu, yaşadığı o zorlu hayata iten hikâyesinden çok etkilendim. Aynı şekilde Hale'nin de onunki kadar olmasa da zor bir hayatı olmuş. Eğlenceli bir tanışmaları olsa da sonrasında onlar da zorluk yaşadılar ama bu çok kısa sürdü ve çok tatlı bir çift oldular. (Kendisine tatlı dediğimi öğrense Kuzgun beni
Yaaaaa canına yandığım kadın yine nasıl güzel bir sevda hikayesiyle buluşturmuş bizi bee. (Ölüyorum kalemine anlasanaaaa ) Ama İmera Fera ' yı şimdiye kadar diğerlerinden ayıran bir yanı var benim için. Karadeniz kurgusu olması. (Bayılırım Karadeniz kurgularına. Buradan da bizi tatmin ettiğine göre gelsin sıradaki bebek evet evet bu kadının kalemine karşı doyumsuzum arkadaş ne yapabilirim.) Şimdiiii gelelim bu cıvıl cıvıl olan bebeğe;
Esme ünlü bir fenomendir. İçerikleri ile gündemden düşmeyen, güzelliği ile can yakan, deli paralar kazanan bundan memnun olsa da içinde bir boşluk olduğunu düşünen bir fenomen. Çıktığı Karadeniz turunda iki saniyelik boşlukta adamın birini kadraja alır ve gülüşüne mest olur. Aynı adam ertesi gün başka bir şehir de tam arka masasındadır ve Karadeniz ile ilgili söylediklerini duyunca ufak bir beddua etmiş bulunur; " Allah seni Karadeniz' e bağışlasın, bir de Karadenizli' ye" Uy aha beddua bizim Çakır ' ın kendisine döndü mü? (O kadar güldüm ki bu sahnelerde )
Esme, İstanbul'a dönünce hem Çakır'ın güldüğü fotoğrafa bakarken fark eder ki arkasında kadraja giren adamda aynı kişidir. Bunu bir işaret olarak anlar, o içindeki boşluk da onu dürtünce ve adamı sosyal medyada paylaşır " Gülüşü güzel bey bul beni" diyerek. Ahaaaa oldu mu olanlar. Çakır'ın yeğenleri dayılarını ünlü fenomenin sayfasında görür görmez ona ulaşıp dayılarının bekar olduğunu söylerler ve Ordu' ya davet ederler. Diğer tarafta Çakır deliye dönmüştür hasımlarım var dile düştük diye Esme' yi kaçırın getirin diye arkadaşından rica da bulunur. Ama kaçırılan Esme değildir, Esme zaten kendi ayaklarıyla onu bulmaya gelmiştir. Aralarında ki o çekim öyle güzeldi kiiii. (Bu kadın o duyguyu çok güzel yansıtıyor arkadaş.) Velhasıl Ordu - İstanbul arası maratonumuz başlamış
İmera FeraPayelll · Parola Yayınları · 2025263 okunma
Uzun zamandır Karadeniz hikâyelerine hasret kalmıştım. Bu kitap beni 2018 Wattpad zamanlarına götürdü. O zamanlar bir Karadeniz furyası almış başını gidiyordu ki ben de bayılarak okuyordum. Bu yüzden, şimdi bu kitabı görür görmez ne yalan söyleyeyim, bayağı heyecanlanmıştım ve beklentimi de genel anlamda karşıladı.
Bir gecede sıkılmadan nasıl başladım, nasıl bitirdim anlamadan okudum. Sadece bir şeye takıldım: Kitap boyunca ilişki için çabalayan hep kadın oldu. Erkek karakter sadece durdu ve kadının ona gelmesini bekledi. Ne yalan söyleyeyim, bu duruma biraz gıcık oldum. Ortak noktada buluşabilecekleri o kadar çok şey varken hep inat ettiler. Erkeğin inadı kadına galip geldi ve yazar da bunu mantıklı bir çerçeveye oturtmaya çalışmış ama bu durum biraz canımı sıktı. Onun dışında karakterlere, konuya ve anlatıma bayıldım. Yazar kendini epey geliştirmiş.
Konusuna gelecek olursak: Mimarlık okurken çektiği bir video sayesinde ünlü olup influencer dünyasına giren Esme, bir içerik için Karadeniz’i baştan sona gezerken bir adamı görüp gülüşünü çok beğenince, fotoğrafını çekerek hesabında paylaşır ve adamın kendisini bulmasını ister. Adamın yeğenleri, Esme’yi takip ettikleri için bu paylaşımı görür görmez mesaj atarak kızı evlerine davet ederler. Ve tüm hikâye böylece başlar. Biraz ağır abi tavrında olan Çakır ve yerinde duramayan Esme’nin sizi eğlendireceğine eminim.
İmera FeraPayelll · Parola Yayınları · 2025263 okunma
İmera Fera
Esme; kendi halinde, inatçı, hayattan keyif alan,sakin, kendiyle mutlu olan, yirmi altı yaşında bir kız olup; mimarlık okurken kendini fotoğraflar çeken bir fenomen olarak bulur. Karadeniz turuna katılan Esme orda bir adamin fotoğrafını çeker ve sosyal medyada paylaşarak onu bulmasını ister. Ne olduysa bu paylaşımdan sonra olur
Çakır Efe ise; tam bir Karadeniz erkeği biraz sert, biraz mesafeli ama altında kocaman bir kalp taşıyan o karakterlerden. Konuşurken çok şey söylemiyor belki ama duruşuyla, bakışıyla, araya sıkıştırdığı tek bir cümleyle bile iz bırakıyor.
Payelll bizi öyle güzel bir aşk hikayesine götürüyor ki okurken kıkırdamamak mümkün değil bu tarz kitapları seviyorum keyifli vakit geçirtiyor ve “bir kahve daha alayım da biraz daha okuyayım” kitabı
Okurken seni yormuyor, aksine içine çekip yüzünde küçük bir gülümse bırakıyor. Yazarın kalemi gerçekten çok akıcı; diyaloglar doğal, karakterler canlı. Sanki yan masada oturup sohbet eden iki insanı dinliyormuşsun gibi.
Romantik tarafı dozunda, baymıyor ama kalp ısıtıyor. Üstelik sadece romantik değil; araya serpiştirilen espriler, tatlı atışmalar ve küçük yanlış anlaşılmalar var ya… İşte oralarda insan istemeden gülümsüyor. “Ay çok tatlılar” dediğin sahneler bol
Bence en güzel tarafı şu: Aşırı dramatik olmadan, gerçek hayata yakın ama yine de keyifli bir romantik komedi tadı vermesi. Okurken kafanı dağıtıyor, ruhunu hafifletiyor. Tam böyle akşamüstü, kahveyle ya da gece lambası altında okunacak türden.
Kısacası; kalbi yormayan, yüzü güldüren, romantik-komedi sevenlerin rahatlıkla seveceği sıcacık bir kitap. Bitince de “keşke biraz daha olsaydı” dedirtiyor
İmera FeraPayelll · Parola Yayınları · 2025263 okunma
Bazı çılgınlıkların çok güzel sonuçları olabilir. Bi insanın gülüşü, gözleri, kokusu insanı kendine hapsedebilir. Karedenizin güzelliğinde haps olmak gerekir bazen...
Mahlas adıyla Yazar Payelll asıl adıyla İfakat Temur 14 Haziran 1984 yılında dünyaya gelmiştir. Çocukluk çağlarında okuduğu bir romandan etkilenip on altı yaşında yazmaya başlamıştır. Okumak bu kadar güzelse yazmak kim bilir neler hissettirir düşüncesiyle ilk hikâyesini on yedi yaşında bitirmiştir. Evli ve üç çocuk annesi olan Payelll ilk kitabı Gidemezsin'i 2020 senesinde Parola Yayınları aracılığıyla okurlarıyla buluşturmuştur. Yazmanın okumaktan daha büyük bir özgürlük olduğunu savunan yazarımızın, Romantik-Komedi, Dram-Genel Kurgu ve Fantastik dallarında yazılmış çeşitli romanları bulunmaktadır.