Eveet, naif bir hikâyenin incelemesi ile geldim. Biraz Türk filmi tadında, güzel ve naif bir hikâye. Günümüz aşklarının yanında, karakterlerin birbirine olan sevgisi karşısında imrenmemek elde değil. O kadar güzel ve naif bir aşkları var. Sadece ana karakterlerin değil, yan karakterlerin aşkının da arka planda kalmayacak şekilde işlenmesi de çok hoşuma gitti.
Konuya gelirsek; Miray, yeni atanan bir edebiyat öğretmenimiz. Şans eseri babasının müdür olduğu okula atanıyor. Bu nedenle tüm aile birlikte İstanbul’a taşınıyorlar. İstanbul’da dededen kalma bir evleri de var.
Miray, ailesinden sonra eve geçiyor. Yolda taşınmanın ve yerleşmenin ne kadar yorucu olacağını düşünürken eve geldiğinde her şeyin yerli yerinde olduğunu görüyor. Evin bu kadar düzenli ve dolu olması onu şaşırtıyor, hatta bir an oranın kendi evleri olduğundan bile emin olamıyor. Tam evden çıkacakken Tunahan ile çarpışıyor ve hikâyemiz böyle başlıyor.
Tunahan’a gelirsek; mahallenin gözde çocuğu. Efendi, kimseyle kavga etmeyen, kırıp dökmeyen biri. Hayatında kitaplar olan bir kadın istemektedir. Hatta “Kitap kokan bir kadınla evleneceğim.” diyen biri. Miray da tam olarak böyle biri olunca, çalıştıkları ve yaşadıkları birçok yer ortak olunca aşk da kaçınılmaz oluyor.
Kısaca dili sade, akıcı ve yormayan bir anlatımı var. Hikâye ise sürükleyici ve keyifli.