Gönderi

İnsanın En Son Sığınağı: Tutumunun Özgürlüğü
Puan vermedi·176 syf.··
2025 11. kitabı
Viktor Frankl’ın bu kitabı, ilk sayfasından itibaren insan ruhunun karanlıkla olan mücadelesini anlatırken bile içindeki o ince ışığı saklamayan bir eser gibi geldi bana. Okurken, hem bir klinik psikoloji öğrencisi gibi kavramsal derinliğe dikkat kesildim, hem de kendi yaşam savaşlarımı hatırlayıp zaman zaman içim burkuldu. Çünkü Frankl’ın anlattığı şey yalnızca bir teori değil; insanın direncinin, inancının ve anlam arayışının gerçek hayattaki karşılığı. Frankl, Nazi toplama kampında yaşadığı korkunç deneyimlerden süzdüğü bir bilgelikle şunu fısıldıyor: “İnsan koşulların değil, tutumunun mahkûmudur.” Kampın o dehşet dolu ortamında bile gördüğü şey, insanın içindeki “neden yaşamalıyım?” sorusuna verdiği yanıtın bir insanı dimdik ayakta tutabileceği. Benim için kitabın özü tam olarak burada. Çünkü hayatın insanı sıkıştırdığı, kayıpların, savaşların, borçların, travmaların nefesi kestiği anlarda bile Frankl’ın söylediği şeye tüm kalbimle inanıyorum: Anlam bulan insan dayanır. Anlamı olmayan insan ise en küçük darbede bile çözülür. Frankl’ın logoterapi yaklaşımının beni en çok etkileyen kısmı, insanın amacını bulmasının terapötik bir güç taşımasıydı. Yani iyileşme bazen geçmişi kazmaktan değil, geleceğe bir yön çizmekten geliyor. Bu bakış açısı hem mesleki duruşuma hem de kişisel yolculuğuma çok yakın. “Ben niye buradayım?” sorusuna verilen her küçük yanıt, insanın kendi hayatına sahip çıkışı. Kitap boyunca beni en çok sarsan cümlelerden biri şu oldu: “Bir insanın elinden her şey alınabilir, ama son özgürlük alınamaz: Tutumunu seçme özgürlüğü.” Bu cümleyi okuduğumda içimde bir şey titredi. Çünkü insanın başına neler gelirse gelsin, dış dünyanın karanlığı ne kadar büyürse büyüsün, insanın kendi iç duruşu bir kale gibi ayakta kalabiliyor. Bu bana kendi hayatımdaki dönemleri
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,2bin okunma
·
43 Gösterim
Yorumlar
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.