Bataille'in Önsözü ve kitap (spoiler/rahatsız edebilir
6/10
·46 syf.··
2025 24. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2025 19:06
Öncelikle ben bunu niye okuyorum ki diye absürt bulacağınız rahatsız edici bir kitap olacaktır. Kitap size ahlaki güvence vermiyor. Kitabın olayı sadece olay. Tavsiyem şudur ki yazarı anlama eylemine girmek istemiyorsanız sadece iyi bir kitap okumak isterim derseniz bunu okumayın. Anlama yolundaysanizda önerim önce hikayeyi sonrasında önsözü okumanizdir. Hikaye sadece bazı düşünceleri fiziki temele indigemeyi denemistir. Önsözünde yazanları anlamak zor, anladığımı da iddia etmem. Anlamak için yardımda aldım. Önsözün bir kısmı ile ilgili açıklamam aşağıdadir. Kendi fikirlerimi dökmedim! Georges Bataille Tanrıyı anlatan dinlere bundan bahseden filozoflara kızar. Tanrı anlaşılır olursa sınırlı olur, anlamak eylemi de zaten sınırlıdır. O da kabul eder, her sey aklıma gelemez ve de gelmez. Sınırsızlığı kabul etmişken sınırlılığın icinde kalacağı için kendine eksik der. İnsan sınırlıdır, diğer her şeye de sınır koymak ister. Bu yüzden taşkınlık alaya alınır. Sınırları biraz olsun aştığına inanan kendini kutsar ve tanrı ilan eder. Kendisini üstün görür. Ama kutsal olanın sınırlı olduğunu unutur. Ahlak sınırlıdır, ve bu ahlaki sınırlarını aşan en temel şey zevktir. Zevk pekala erotizm ile aynı tutulmak zorunda değildir hatta aynı değildir. Ama insan zevki ilk kendi vücudunda bu yönde keşfeder. İnsan sınırlı olduğu kadar vücuda sınırlıdır. Kendinde keşfettiği şeye de sınır koyar. Fazlası taşkınlıktır, tiksinti uyandırır. Herkes erotizmin içine girer ama kimse sorumluluk almaz. Sorumluluk alana gülünür. Gülmek en ağır aşağılama biçimidir. Alaya alır. İnsan şakaya çekerek güldüğü ve hafiflettiği bu durumlari ancak böyle sınırlı tutar. Inanclilara ve inancini güzel latife ederek anlatanlara sorulur, Tanrın bunu biliyor mu? Hayir denirse inanç çöker evet ise basli başına tanrıyı sınırlar ve insanla aynı konuma sokar. Kutsallık bir üst basamak değildir. Tanrı bilmez, her anda ortaya çıkar, en rezil anda da orda olur. Dil gibi sınırlı bir şeyin içine sınırsız Tanrı kelimesini sokmakta manasizdir. Utanç sınırın belirleyicisi gibidir, sınırlar sonradan çizilir ve Utanç doğuştan öğrenilmez. Tanrı kendini aşmazsa puttan farksızdır. "Ve bu Tanrı.... Tam bir sokak kızıdır" kutsallık ve ayıplanan kirliliğin arasındaki fark ıkaldiran cümledir. Tanrı yuceltilmez aşağılanmaz aksine sinirsizlastirilir. Tanrınin etik degeri yoktur. Şayet olsaydı masumiyet kavramı olmazdı, tanri masum değildir. Kutsal diye nitelendirilen ahlak tanrıya aitken bunun karşıtı olan pislik yine Tanrinin kendisinden başkasına ait değildir. Tanrıyi anlamak yoktur, tanri anlamin içinde hic değildir. Tanrı anlamin olmadığı anlamin daraldığı yok olduğu dağıldığı yerlerde vardır. Bahsettiğiniz ya da bahsedebileceginiz her kavram belli bir sınıra temellendirilerek açıklanmıştır. Aşırılık burda ayrılır. Tanımı bozar ve temeli yoktur, asiriligi ne felsefi ne de başka bir yolla bir temele koyamazsiniz. "Aşırılık varlığın... her türlü sınırın dışında olduğu şeyin ta kendisidir. " Varlık kendi sınırını aştığında benliginden kopmaz, tüm çıplaklığı ile o varlık olur. Ama varlığın kimsenin görmediği belki de görmeyi istemeyeceği halidir. Varlık gundeliktir, gündelik olmak ise şu toplumda sınırları içinde kalmaktır. Sınırlar asla reddedilmez, sınırlar saçma değildir. Sınırsız halde konuşmak mümkün olamaz. Ama o sınırlar varlığın eksikligine işaret eder. Aşırılık istisnadir, sınırlar kendini korur. Aşırılık hep görülmez, tekrari ya da planı yoktur. Olduğu anda varligin önceden koyduğu sınırları yıkar, sonrada her şeyi yakar. "Aşırılık sevgiyi belirtir- sevgiyi değilse tiksintiyi" Ne kadar radikal gelsede ikisinin ortası yoktur. Bu yüzden basindan bahsettiğimiz erotizm göze hem pis hem çekici hem itici hem tiksinç hem de güzel ve kutsal gelebilir. "Asla bağlı değilimdir, asla boyunduruk altına girmem." "Bulunduğum aşırılığa kaçmayan varlikta yetinmek olanaksızlıgi" burda bahsedilen özgürlük değildir, egemenliktir, egemenlik ise yetinmeyi reddetmektir. Bu red tercihi kendine egemenlik verir. Bu kitabı okuyup didik didik ederek bir anlam arayan bende bir insanım. İnsanlar anlam arar. "Anlam yoksa cabam boşuna" diyen Bataille de öyledir. Anlam yoksa insan çöker ve kendi ölümünü davet eder. Ama sonra sorgular, ya anlam varsa? Bu anlamsizliktan daha kötüdür. Burda ki asıl ihtimal, asıl korkunc yan anlamın beklediğimiz gibi masum ve iyi niyetli olmamasıdır. "Benim işkencem olmayan bir anlam düşünemiyorum" anlam rahatlatici veya iyileştirici değildir, gerçek anlam can yakar. Can acımıyorsa propaganda, din sistem ve teselliden de öteye geçmez. "Öyle ki, erotizm konusunda haklı olanlar çilecilerdir. Çileciler güzelliğin şeytanın tuzağı olduğunu söyler: Gerçekten de yalnızca aşkın kaynağı güzellik; düzensizlik, şiddet ve kötülük gereksinimini hoş görülebilir kılar." Daha incelenecek ya da anlattigi çok şey var ama ben de burada bir sınır çiziyorum. Okuduğum ikinci kitabı, kitabın anlamı bende yok her sey önsöz de. Anlattıklarının belki %20 sini ancak anlayıp dökmüşümdür.
Madam EdwardaGeorges Bataille · Sel Yayıncılık · 202099 okunma
·
59 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.