·400 syf.····Okunma: 10 Aralık 2025 00:00 Bu kitapta sevdiğim dört karakter oldu. Kell, Rhy, Holland, Beloc. Kitabın başında, Bunlar ölmesin. Mutlu bir sona ulaşsın. Geri kalan herkes ölebilir. Hiç sorun değil. Demiştim. Neyse
Kısaca konudan bahsedeceğim:
Dört Londra var. Beyaz Londra (Holland'ın yaşadığı yer) Kırmızı Londra(Kell'in yaşadığı yer) Gri Londra (düşüncesiz aptalın yaşadığı yer) bir de Siyah Londra var. Ama Siyah Londra bilmem kaç yıl önce yıkıma sürüklenmiş ve kapatılmış gibi bir şey. Kell (ana karakter) bir Antari. Dünyalar arasında, daha doğrusu Londra'lar arasında geçiş yapabiliyor. Birde benim çok hoşuma giden özel bir paltosu var. Kell küçükken saraya getirilmiş ve kraliyet ailesinin bir 'üyesi' olarak görülüyor. En azından halk ve prens tarafından. Kell ile kan bağı olmasa da prens Rhy, Kell'i kardeşi olarak görüyor ve onu çok seviyor. Kell de aynı şekilde. Amanın kardeş dinamiklerine bayılırım... Her neyse. Bir de aşırı gıcık kaptığım karakter Lila var. Kell bir hata yapıyor ve siyah Londra'dan bir taş eline geçiyor. (nasıl bir hata anlamadım ben. Kendi söylüyor hata ettim diye. Yoksa fark etmezdim. *Yine etmedim*) Çok tehlikeli bir taş. Ve bu taşı bir şekilde yok etmesi, geri götürmesi gerekiyor. Lila aptalıyla da yolları bu şekilde kesişiyor.
Öncelikle, Kell çok harika bir karakter. Çok becerikli. Seviyorum onu.
Rhy ise, O da harika bir karakter. Cidden, Rhy'da ki her şey (önüne gelenle flörtleşmesi hariç.) harika. Holland....Gözüm yaşlı. Ona kızamıyorum. Yani beni üzecek şeyler yapıyor olmasına rağmen, sinir edecek şeyler yapıyor olmasına rağmen Kızamıyorum :'( (küfür yok) pisliği Dane ikizleri tarafından kontrol ediliyor ya sonuçta. Bir de Beloc var. Aslında hikaye ile neredeyse zerre alakası yok. Ama o daha küçük. Çocuklar benim için kırmızı çizgi. 16 yaşında, daha küçücük bir çocuk ve Athos denilen varlık ona işkence ediyor. Tam çıldırmalık. Ahh, canım benim. Zavallı Beloc. Seviyorum seni...
Lila'ya gelince....(Sinir yükleniyor..) TAM BİR APTAL. Bu kadar mı düşüncesiz olunur be?! Adamın taşını çalmışsın. İşine yaramıyorsa niye vermiyorsun salak!? "Onu almaman gerekiyor. Ona ihtiyacım var. Çok tehlikeli. Geri vermek zorundasın" falan diyor Kell. Ve bu aptal hiç bir işine yaramayacağı halde o aptal dudağını o şekline getirip "oh, hayır. Veremem" diyor. Sen neyin kafasını yaşıyorsun ya?! Öncesinde "taşın ne işe yaradığını söylersen veririm" diyor. Söyleyince vermiyor. Sana güven olmaz! Ayrıca sapık gibi taşla Kell'in kopyasını yapıp...söylemeye dilim varmıyor. Okuyan anladı. Ama bu sapıklık. sapıklık olarak görülmüyor ya, o da ayrı mesele. Kell'in başını belaya sokacağını bile bile tutturuyor 'beni de götürecen' diye. Kendini beğenmiş, işe yaramaz birisi. Zaten ne olduysa yüzde yetmiş beşi bu salak yüzünden oldu. Ahh, her neyse. Sakinleşelim. Spoiler vermeyeceğim. Tabi yukarıdakiler kitabın başında olmasına rağmen spoiler olarak görenler için çoktan verdim (bu arada öyle görenlere kızmıyorum.... çünkü bende öyleyim. Yani kitabın başında ne olduysa oldu. Ben kendim öğrenirim )
Neyse, Beloc, Holland, Rhy ve Kell için 4, kardeş dinamiği için 2, evreni için 1 puan. (çok seviyorum kardeşleri) evreni de sevdim. Olay örgüsün de 'niye böyle oldu şimdi?!' diye basbas bağırdığım kısımlar olsa da güzel olan, hoşuma giden kısımlar vardı tabi ki. Neyse, Bu kadardı. Hoş kalın