Sinan Yağmur, her zaman olduğu gibi duyguyu bir bıçak kesiği kadar keskin, bir dua kadar yumuşak bir dille anlatıyor Hüzün Yanığında. Kitap, aşkın sadece bir kavuşma meselesi değil, aynı zamanda bir yanma, arınma ve kendine dönüş yolculuğu olduğunu hatırlatıyor.
Yazar, hüzün temasını romantize etmeden; ama insanın gönlünde bıraktığı yakıcı izi şiirsel bir üslupla işliyor. Cümleler, sanki okuyanın boğazında düğümlenen kelimeleri tamamlıyor:
Kayıplar, bekleyişler, yarım kalan sözler ve kalpte saklanan sızı…
Kitap, insanı kendi yaralarına eğilmeye ve “Neden böyle hissediyorum?” sorusunu sormaya sevk ediyor. Hüzün, burada bir zayıflık değil; ruhun olgunlaşma biçimi olarak işleniyor. Sinan Yağmur’un sade ama derin anlatımı, okuyucuyu hem acıtan hem de iyileştiren bir etki bırakıyor.