Kitabın ilk sayfasını araladığım an yüreğimde ki sızı yine ince ince yayılmaya başlıyor.Her okuduğumda sonunu bilmeme ve filmini izlememe rağmen kurguyu hep farklı bir senaryoyla bitiriyorum kafamda.Kitabın son sayfasını keşke keşke keşkeee diyerek
çeviriyorum.Ama senaryo değişmiyor.
Yazarın dili akıcı, sade, sıcak ve samimi.Okurken cümleler okuyucuyu yormuyor.Sadece hikaye değil yaşanan duygularda içinize işliyor.
Kısa Kısa
Adım Louisa Clar.Neşeli, konuşkan,renkli kıyafetler giymeyi seven,hayata gülümseyen gözlerle bakan kendi halimde biriyim işte.Ailemin ekonomik sıkıntıda olmasından dolayı Will Traynor'un yanında bakıcısı olarak işe başladım.Peki Will Traynor kim diye soracak olursanız; başarılı, aktif ve zengin bir iş adamıyken geçirdiği kaza sonrası hayata küsen, tekerlekli sandalyeye bağımlı hale gelen, umutsuz bir adam.Evettt, şimdi sizlere hikayemizi,iki tamamen farklı dünyanın kesişmesiyle başlayan duygusal bir dönüşüm hikâyesini, yaşadıklarımızı ve hayatın bizi götürdüğü o son noktayı anlatmak istiyorum.Merak ediyorsanız hiç beklemeden haydi satır aralarına
Son Söz;
Bu kitap sadece “aşkı” anlatmıyor.
Bir insanın başka bir insanın hayatını nasıl değiştirebileceğini gösteriyor.Romantizmle birlikte fedakarlık, sevgiden doğan güç, cesaret, değişim gibi duyguları da okuyucuya hissettiriyor.Ben hangi kararlarımı erteliyorum, bende hayatımı değiştirebilir miyim gibi sorularla kendinizi sorgulamaya başlıyorsunuz.Hayata dokunan bir hikaye okumak isterseniz...!
Bu kitap bittiğinde… kalbiniz bir süre orada kalacak.