“ Ekmeğini dişledi, iri bir parça helva attı ağzına, başladı kuvvetli dişleriyle çiğnemeye. Gözlerini taa karşılara dikmişti. Dünya umurunda değildi.”
“ Konağın kapısı hızla açıldı. Saçları makineyle tıraşlı, on üç yaşlarında, haşin bir besleme kız fırladı. Fakir çocuğunu bisikletten itti, yuvarladı, sonra konağın çocuğuna koştu, şaşkın şaşkın bakan çocuğun elindekileri çekti aldı, fırlattı.”
“ Lakin biliyor musun? Tokluk, kadın.. Bir de şöyle kuru çamaşır üst baş, küçük bir kulübe. Hey Allahım, nedir bu çektiğimiz? Biz de senin kulun değil miyiz?”
#orhankemal ‘in #sarhoşlar eseri, yazarın diğer eserlerinde de olduğu gibi yine yoksul halkın yaşamının anlatıldığı, genellikle Adana ve dolaylarında geçen hikâyelerden oluşuyor. Toplumun yaşadığı sıkıntıları gözlemleyerek, hikâyeler eşliğinde biz okurlarına yansıtan yazarımız dönemin zorluklarını, çaresizlik içinde kıvranan halkı yalın bir dille anlatırken, karakterler ile aramızda bağ kurmaya vesile oluyor. Kuru bir ekmeğin boğazımızda kalmasına, evin geçimi için okullarını yarıda bırakmak zorunda kalan evlatlarımıza,ne kadar çalışılsa bile bir türlü müreffeh bir yaşama kavuşulmamasına, yoksulluğun getirilerine karşı bizlerin empati duygusunu geliştirmemize vesile olur.