Cara Hunter yine kendine has o sürükleyici anlatımıyla, merak duygusunu her bölümde diri tutan bir polisiye sunmuş. Hikâye iki ayrı soruşturmanın paralel ilerlemesiyle başlıyor. Bir yanda genç bir delikanlının, akademisyen bir kadın tarafından taciz edildiğini iddia etmesi; diğer yanda Dedektif Adam Fawler’ın beklenmedik bir cinayet suçlamasıyla karşı karşıya kalması. Bu iki konu öylesine ustaca birbirine örülmüş ki, sayfalar arasında nefesinizi tutarken buluyorsunuz kendinizi.
Ayrıca on beş yıl önce tecavüz ve cinayet suçundan hüküm giyen bir adamın masum olabileceğine dair ortaya çıkan iddialar, kurgunun gerilimini daha da tırmandırdı. Podcast yayınlarını okurken, hapis yatıp serbest kalan biri hakkında yapılan “boşuna hapis yattı” tarzı yayınlar, okuru sürekli olarak “Gerçek ne? Kim doğru söylüyor?” sorularına ittiğini belirtmeliyim. Adam Fawler’ın gerçekten suçlu olup olmadığını merak ederek çevirdim sayfaları. Üzerine atılan suçlamalar o kadar ağır ki, masumiyetini nasıl kanıtlayacağını düşündükçe heyecanım katlanarak arttı.
Hunter’ın araya eklediği podcast notları, program içerikleri ve medya paylaşımları bazı okurlara karmaşık gelebilir fakat ben bunu kurguya ayrı bir dinamizm kattığını düşünenlerdenim. Olayları çok yönlü görmeyi sağlayan bu bölümler, gerçek bir soruşturma atmosferini güçlü şekilde hissettiriyor.
Sonuç olarak Marina Fisher Ne Saklıyor? hem çok katmanlı kurgusu hem de tempoyu hiç düşürmeyen anlatımıyla soluksuz okunan bir polisiye. Şüphe, gerilim ve merak duygusunu bir arada yaşamak isteyenlere gönül rahatlığıyla önerebileceğim harika bir kitaptı. Elbette tavsiyemdir