Sınır ihlali-Manipülasyon!
8/10
·192 syf.··
Beğendi
·
2025 48. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 12 Aralık 2025 14:48
Kitaba başlamadan evvel öncelikle başlarda anlamadığım bir duruma değinmek istiyorum. Yazarının kim olduğunu anlamakta güçlük çektim sonrasında bakınca Müthiş Psikolojinin psikolog ve psikiyatristlerden oluşan bir ekip olduğunu öğrendim. Kitap 3 bölümden oluşuyor ben her bölümü kendi içinde değerlendirmeye gayret edeceğim. Bölümler: Duygusal işkence (1), Psikolojik işkence çeşitleri (2), Kült manipülatörler (3) Birinci bölüm: Duygusal İşkence. Bu bölümde yazar manipülasyon ile ilgili temel yapılara yer vermiş, Peki nasıl? Manipülasyon kelimesinin anlamına değinmek istiyorum öncelikle. Manipülasyon, kişinin üzerinde bilinçli veya bilinçsiz bir şekilde yüksek düzeyde kontrol sağlamak denilebilir kısaca. Bunun temelini oluşturan etkene bakalım. Yaşamımızın birçok alanına baktığımızda "Güç istenci" ile karşılaşırız. Kitapta Nietszche'nin alıntısı ile anlatılmış: “Nerede iki insan gördümse, orada hep bir güç istenci, kudret gördüm. Uşağın istencinde bile efendi olma iradesi gördüm. Daha güçlü olanın iradesi, zayıfı hizmet etmeye ikna eder: Bu irade, hep daha zayıflara efendilik etmek istediğinden, hiç vazgeçmek istemeyeceği tek hazzı olacaktır onun...” Güç istencini neden bu denli elde etmek isteriz, neden bizi bu kadar doyumsuzlaştırır, haza bağımlı hale getirir, neden vahşileşiriz? Güç canlı türü fark etmeksizin hayatımızda mevcut. Kişiye kontrol getirir, belirsizlikten kurtarır, güven verir, bir yerde hayatta kalmayı sağlar. Güç elde etme isteğimiz bu açılardan bakınca aslında doğal bir ihtiyaç ama bunu nasıl kullandığımız ve karşımızdakini ne ölçüde etkilediğimiz. Bunun farkında olmak bizim gücümüzü doğru kullanmamıza yardımcı olacaktır. Kitap kişinin güç ihtiyacını ve gücü elde ettiğinde nasıl reaksiyon verdiğini Stanford Deneyi ile anlatmış (Gardiyan-mahkum arasında yapılmış) dileyen bakabilir, ayrıca bunu filme de çekmişler. Bu bir ihtiyaç dedik peki bu güç arzunun getirdiği manipülasyon ne zaman tehlikeli hale gelir? Yaşamımızda kontrolü büyük ölçüde kaybettiğimizde, zihnen ve iradesel olarak kontrol başkasının eline geçtiğinde orda tehlike çanları bizim için çalıyor demektir. Buna sebep duygusal işkence teknikleri üç noktada vuku bulur: Korku, utanç ve suçluluk. Derin travmaların temelinde bu üç temel duygular vardır. Kişinin yaşamını yitirmesine dahi neden olabilir. Kişinin kendini koruması farkındalık gerektiriyor. Peki nasıl farkında olacağız? Duygusal zorbalığa uğradığımızda kendimizi kötü hissederiz, bu temel bir histir ve hafife almamak gerekir. Kendimizde şüphe duymamız, kaybetme korkusu yaşamamız, endişelenmemiz, kararları verme ve algılama şeklimizi sorgulamamız, özür dileyen ve kendimizi açıklamaya çalışmamız, güçsüz ve yalnız hissetmemiz gibi faktörler bize ciddi düzeyde psikolojik işkenceye maruz kaldığımızı gösterir fakat biz bunun farkında dahi olmayabiliriz. Bunu karşı taraf amaçlı da yapabilir amaçsız da. Amaçlı yapan kişiler genellikle narsistik ve psikopatik özellikler gösterirken amaçsız yapan kişilerse hiçbir şeyin farkında değildir çünkü iyi niyet adı altında yapılan bir şeydir. Bu sanki bir görünmez kırbaç gibidir. İnsanın içine içten içe işler ama farkında dahi değildir. Bunun temeli içten gelen güç istencine dayanır. Amaçsız olan kısma hepimizin bir yerde dahil olduğunu düşünüyorum. Görünmez kırbaç dedim kitapta Merve ve Selim çiftinin ilişkilerini üç bölümde, bu başlık altında anlatmış ve değerlendirmesini yapmış. Bu ikili üzerinden duygusal işkencenin işkenceye uğrayan kişiyi ne hale getirdiğini o kadar güzel anlatmış ki her anlamda o hisler bana geçti. Biri sizi avucunun içine almış seviyorum adı altında sizin canınızı yakıyor ve size müthiş bir inanç veriyor. Bu inançla beraber siz akli dengenizi yitirecek düzeye geliyorsunuz. Burada önemli olan etmenlerden biri kişinin yakını olan, güvendiği birine danışması. Görünmez kırbacı uygulayan kişi peki? O aslında öz güveni düşük, güçsüz, korunmaya muhtaç, öfkeli, yetersiz hisseden kişilerdir. Bunu oluşturan şey bireyin ailesidir. Belki beni kitapta ilişkilerden, bireyler üzerindeki etkisinden çok aileler etkiledi. Anlatılan tüm başlıklar, yaşanan tüm ilişkiler ailelerinin çocuklarını yetiştirme tarzı ile alakalı. Yok sayılan, yetersiz büyütülen çocuk ileride ilişki kurduğu kişi üzerinde güç elde ediyor. Ailesinin istismarına kalmış çocuk, yoğun ilgi-ilgisizlikle karşılaşınca dengesi şaşıyor ve yetişkinlikte karşısındaki kişiye karşı korkan-kaçınan-kaygılı-ikircikli bağlanma kuruyor. Bunları yaşayan kişiler normal, sağlıklı aile ilişkisi yaşamış kişiler değil. Birçoğumuz hastalıklı ailelerin hastalıklı çocuklarıyız maalesef. Kitap boyunca hissettiğim ve hayatımda oldukça önem verdiğim bir konu "Sınırlar" yaşadığımız birçok olumsuz durumun altında yatan şey. Manipülasyon da sınırların başkasının eline geçmesi ve onu istediği gibi kullanması. Bu noktada kendimizi geliştirmek gerek. Sınırlar insanlara keskin olmadığı sürece güven, huzur, saygı ve kontrol getirir. İkinci Bölüm: Psikolojik İşkence çeşitleri. Burada uygulanan psikolojik işkencenin farklı şekillerde uygulandığına şahit oluyoruz. Her anlamda o kadar güzel manipüle ediliyoruz ki. Burada bu mu oluyormuş dediğim, kimi zaman benim de arasında yaptıklarım olduğunu fark ettim. İlki Aşk bombardımanı/flört şiddeti (sevginin silah olarak kullanılması, burada "Hız" önemli. Hızlı gelen hızlı gider), ikincisi Galileo Argümanı (Gerçek dışı argümanlarla karşı tarafı sömürme), üçüncüsü Salieri kompleksi (yaratıcılığa dayalı patolojik düzeyde duyulan kıskançlık), dördüncü çeşitli ikna teknikleri (kapıya ayak koyma tekniği, kapıyı yüzüne çarpma tekniği, giderek artan istekler, eğer değil hangisi?) ve hepimizin hayatın birçok alanında karşılaştığı özellikle kapitalizmin baskınlığı ile büyük ölçüde etkilendiğimiz mobbing=yıldırma tekniği. Bunları öğrenmek, farkındalığımı artırmak bana acayip keyif verdi, bazı şeyler kafamda tam olarak oturdu. Üçüncü Bölüm: Kült Manipülatörler. Bu bölüm film önerilerinden oluşmakta, manipülasyon ekseninde filmler. Biri dışında diğerlerini izlemedim ama içerikleri merak uyandırdı (Gaslight, Olağan şüpheliler, Whiplash, Gone girl, Tereddüt, Temel iç güdü, Fight Club). Kitabı okuma amacım son zamanlarda manipülasyona uğradığımı fark etmem, bu durum karşısında ne yapabileceğimi düşününce bu kitaba rast geldim ve okudum. Kitabın hoşuma giden yönü güçlü alıntılarla başlaması açıkçası beni içine çeken etmenlerden biri oldu, teorik konuların yaşanmış ilişkiler üzerinden anlatılması ve değerlendirmelerinin yapılması zihnimdeki soru işaretlerine karşılık bulmamı sağladı. Ayrıca bilmediğim yeni kavramlar, bu kavramların hikayelerini öğrendim, yeni kitaplar listeme ekledim. Okuması su gibi içine çekiyor kişiyi. Beğenmediğim durum ise ekibin psikolog ve psikiyatristlerden oluştuğu halde kullanılan kaynaklar varsa illa vardır bunların kaynak olarak belirtilmemesi (ilişki hikayelerinin dışında) kafamda bir şeyleri eksik bıraktı açıkçası. Bana kalanlar: -Kendi sınırlarımızın farkında olmak ve çevreye sınır koyabilmek bizim kendimizi korumamızı kolaylaştıracaktır. -Aile her şey. -Farkında olmak bir şeyleri değiştirebilir. -Güç istenci kişiye her şeyi yaptırabilir. -Manipülasyon kaçınılmazdır, manipülatörlerse kan emicidir. -İlişkinin sağlıklı olup olmadığının cevabını size hisleriniz söyleyecektir. -Yola varmak değil, yolda olmak ilişkiyi sürdürür. -Hiyerarşinin olduğu her yerde yıldırma kaçınılmazdır. Kitapla kalın!
Seni Yoran Her Şeyi BırakMüthiş Psikoloji · Destek Yayınları · 20237,2bin okunma
·
96 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.