Puan vermedi·377 syf.····Okunma: 01 Aralık 2025 01:43 Yemen'de adaletli bir melik,
Tübba Düru deyû biri.
Hastalık gelince bile "Allah" der sabreder,
Halkının dilinde Eyyûb diye nam eder.
Bir gün demiş dokuz vezirine kalkın gidelim Kudüs'le Mekke'ye,
Hem İsa dinini öğrenmek hem Mekke'yi tavafa duralım diye.
Almış asker ile vezirini varmış Mekke-i Mükerreme,
Bir de görmüş ki kendisine sunulan ne izzet ne ikram imiş.
Melik Tübba buna içten içe bilenmiş,
Bu yurdu başlarına virane ederim, demiş.
Veziri Semul Tübba'ya, hele dur Melik demiş,
Ola ki bu topraklara, iki cihan serveri gelir de durur demiş.
Melik Tübba'nın veziri Semul'ün yedi veya on iki göbek soyundan gelen Zeyd isimli torununun bir oğlu olmuş. Adını Halid koymuşlar. Halid 2. Akabe Biatı'nda Hz. Muhammed'e bağlılığını bildirerek canı pahasına da olsa onu koruyacağına yemnetmiş. Halid'in bir oğlu olunca oğluna, büyük büyük dedesi Semul'e Yesrib'de kalmasına imkân tanıyan Melik Tübba Düru'nun lakabı olan Eyyûb ismini vermiş. Yesrib halkı Halid'e, Eyyûb'ün babası anlamına gelen "Ebû Eyyûb" demişler. Mekke'den Yesrib'e (Medine) hicret eden muhacirlere ensar olmasından mütevellit Halid, "Ebû Eyyûb El-Ensarî" diye nam salmış.
Ebû Eyyûb El-Ensari... Peygamberin mihmandarı.
Mekke'deki zulmün arttığı, Müslümanların dinlerini yaşamak için vatanlarından hicret ettiği zor zamanların bir gününde, sıra Peygamber Efendimiz'e (sav) ve onun yakın dostu Hz. Ebubekir'e gelmiş. 8 günlük yolculuk sonunda Yesrib'e ulaşmışlar. Yesrib halkı Peygamberi büyük bir sevinçle karşılamış. Herkes onu kendi evinde ağırlamak için bir yarıştır tutturmuş. Peygamberimiz devesi Kasva'nın kendisini götüreceği evde konaklayacağını söylemiş. Kasva, yularından biri tutuyor da yön veriyormuş gibi bir süre ilerlemiş. Gitmiş gitmiş de Ebû Eyyûb El-Ensari'nin evi önünde bir anda durmuş. Peygamberimiz bu evde aylarca konaklamış. İlk gün Ebû Eyyûb El-Ensari'ye, "Sende bir mektup var" demiş. Ebû Eyyûb bir koşu tutturmuş, eski bir sandık getirmiş. Peygamber sandığı açmış, İbrani harfleriyle yazılmış bir mektup çıkarmış. Mektubun sahibi Melik Tübba Düru, yıllar önce daha İslamiyet gelmezden evvel şöyle yazmış: Evvel ve ahir, her şey, her emir ve takdir Allah Teala'nındır.
Yesrib'in Medine olmasından, Peygamberin vefatından, dört halife döneminin sona erip de nihayet Emevilere halifeliğin geçtiği bir dönemde halife Muaviye, İstanbul'u fethetme hülyasına dalmış. Peygamberin "İstanbul elbette fetholunacaktır." hadisine nail olmak ve şehirler kraliçesi Konstantiniyye'ye hakim olmak en büyük arzusu olmuş. Bunun için tartmış biçmiş, 20 bin askerden oluşan bir orduyu ve peşinden Ebû Eyyûb El-Ensari ile yardımcısı Hamedcik'in (altın çekirge) de içinde yer aldığı ashabdan 200 kişiyi yola revan kılmış. Uzun ve çetin yolları aşıp Allah aşkı ve Konstantiniyye'yi Müslüman yurdu yapmanın şevkiyle varmışlar varacakları yere. Ebû Eyyûb El-Ensari 80'ini aşkın, gönlünde Allah aşkı, dilinde "Kim Allah yolunda cihad eder ve ölürse Allah onu cennetine koyar." lafzı. Düşmanla savaşmış da savaşmış, savaşmadıkları zamanlarda Peygamber'in hadislerinden konuşup da orduya moral vermiş. Yardımcısı Hamedcik, Konstantiniyye yoluna koyulmadan evvel Ebû Eyyûb ile bu yolculukta kendisine 40 hadis öğretmesi üzerine bir anlaşma yapmışmış. Ebû Eyyûb hadislerden konuştukça Hamedcik öğrendiği hadis sayısını hesaplarmış. Ebû Eyyûb konuşmuş, Hamedcik 38 demiş içinden. Ebû Eyyûb bir mesel anlatmış Hamedcik 39 demiş. Ebû Eyyûb son bir nefes bir hadis söylemiş etrafındakilere. Hamedcik 40 demiş, 40...
Ebû Eyyûb El-Ensari'nin Medine'de Peygamber'in mihmandarlığını yaptığı dönemden Konstantiniyye'yi fethetme arzusuyla 80 yaşında cihada katılmasına kadarki dönemini ustalıkla anlatan, fevkaladenin de fevkinde bir kitap. Okurken aynı zamanda Bizans'ın suda sönmeyen ateşi Grejuva'yı icat eden Kallinikos'un öyküsünü de öğreneceksiniz. Herkes işini gücünü bırakıp bu kitabı almaya koşsun.