Ray Bradbury & Fahrenheit 451
1953
> “Ne yaptığımızı sorduklarında şöyle diyebilirsiniz: Hatırlıyoruz.”
Kara dörtlüdeki distopyalar arasında, tabii ki karanlık bir gelecek tasviri oldukça iyi yapılmış. 1984 hâlâ benim için birinci olsa da, bu karanlık geleceğin gerçekleşme ihtimali bana daha olası geliyor.
Kitap, insanların teknolojik gelişmelerle birlikte kitap okumaktan uzaklaştığı; okunmayan kitapların ise imha edildiği bir dünyada geçiyor. Distopyalarda sıkça gördüğümüz totaliter devlet burada doğrudan yasaklayıcı bir yapıdan ziyade, insanları nasıl kontrol edeceğini bilen, onların odaklarıyla oynayan bir sistem olarak karşımıza çıkıyor.
Kitap okumayı seçmeyen insanlar aslında bu seçimi bilinçli olarak yapmıyor. Teknoloji, insanların hızlı tüketime olan ihtiyacına karşılık verirken; toplumsal yapıda insanlar yalnızlaşıyor ve düşünmeye zaman bulamıyor.
Bunların hepsi günümüze çok yakın aslında: kısalan video süreleri, durmadan kaydırdığımız ekranlar ve hiç tanımadığımız komşular… Bunlar size de çok tanıdık gelmiyor mu?
Sürekli bir yere yetişmeye çalışırken koşuyormuşuz gibi hissettiğiniz olmuyor mu?
Bilim kurgunun olayı tam olarak bu işte: geleceği görmek. Yazarımız bu kitabı, Soğuk Savaş döneminde televizyonun evlere yeni yeni girmeye başladığı yıllarda yazmış.
Kitabı özetlemek isterdim ama biz zahmet etmeyelim; kitap severseniz okuyun ya.
> “Kitapların yakıldığı yerde, sonunda insanlar da yakılır.”
Heinrich Heine (1821)
Kitap hakkında ilginç bulduğum bazı bilgiler:
• 451 Fahrenheit, kitabın kâğıdının tutuşma derecesiymiş.
• Ana karakterin adı Montag, bir kâğıt firmasının ismi; akıl hocası diyebileceğimiz Faber ise bildiğimiz kalem markası.
• 1933 Nazi Almanyası’nda çok sayıda kitap yakma eylemi gerçekleşmiş; neredeyse beş kütüphane kurulabilecek kadar kitap imha edilmiş. Bu olaylar yazara ilham olmuş. :(
Fahrenheit 451Ray Bradbury