“Leopar Selim’in Son Günü”, bir rock yıldızının kayboluşundan çok, 90’ların Beyoğlu’na, dostluklara, yarım kalmış hayallere yazılmış bir ağıt gibi.
Her sayfada hem Selim’in izini sürüyorsun hem de geri dönüşü mümkün olmayan bir İstanbul’u yeniden hatırlıyorsun. Selim mi haklı Barış mı karar veremedim ama sonunda romandan çok, insan ruhunun karanlık ve aydınlık tarafları kalıyor...