Kitabı çok çok beğendim. Polisiye gerilimi yalnızca bir "cinayet çözme" hikayesi olarak kurmayan; hafıza, kadınlık, suskunluk ve toplumsal kırılganlıklar üzerinden derinleşen bir roman.
Romanın merkezindeki Serin'in ölümü klasik bir gizemden çok herkesin içinde taşıdığı karanlığı görünür kılan bir kırılma noktası gibi ilerliyor. Hikaye boyunca yalnızca "ne oldu?" sorusu değil, "kim neden sustu?" sorusu da büyüyor. Bu yönüyle kitap, polisiye temposunu korurken aynı zamanda toplumsal belleğe ve kadın olmanın kırılganlığına dair güçlü bir metne dönüşüyor.
Geçmiş ile bugün arasında gidip gelen anlatı hem merakı diri tutuyor hem de karakterlerin yaralarını daha görünür kılıyor. Özellikle anne-kız ilişkileri ve bastırılmış arzular üzerine kurduğu alt metinler kitabı sıradan bir gerilim hikayesinden ayırıyor.
Vedat ve Hale'ye gelecek olursak, yalnızca olay örgüsünü ilerleten kişiler değil suçun, kaybın ve geçmişle hesaplaşmanın farklı yüzlerini temsil ediyorlar. Hale'nin annelikle suçluluk arasında sıkışan hali oldukça çarpıcıyken, Vedat'ın sessizliği ve kendi karanlığı hikayeyi daha güçlü kılıyor..Bitince geriye sadece bir suç hikayesi değil, uzun süre zihinde dolaşan bir his bırakıyor.