Puan vermedi·408 syf.····Okunma: 13 Aralık 2025 19:00 Gereğinden fazla sabırla okuduğum bir kitaptı. Hiçbir yoruma aldırış etmeden tamamen kendi okuma deneyimime göre kitapla ilgili ilk söyleyeceğim şey bu.
Bir beklentiyle bu psikolojik gerilim nereye varacak diye düşünürken aslında hikayedeki tüm rüyaların, mekanların, kişilerin tuhaf bir yapaylık barındırdığını fark ediyorsunuz. İşte bu noktada kendinizi, güzel bir okuma deneyiminden çok, ben ne okuyorum niye okuyorum sorularını sorarken buluyorsunuz.
Aslında yazar, karakterin psikolojisini ayrıntılı ve şüpheye yer vermeyecek kadar net yansıtıyor. Ancak diyaloglara bakıldığında, kitap bağlamdan kopuk cümleler içeriyor ve bu, anlatımı basitleştiriyor. Karakterin ruh hali bu kadar derin ve karmaşıksa iletişimindeki bu basitlik neden? Okur olarak karakteri anlama, onun psikolojini yakalama, onu tanıma isteği uyandırmadı bana bu anlatım.
Diddy rüya ve gerçek arasında her türlü duyguya, kişiliğe bürünüyor. Onun hayatı ve hisleri bir film şeridi gibi yansıyor aslında. Sorun şu ki bunu yansıtan yazar değil, yazarın kelimelerinin anlattığı da bu değil. Bunlar tamamen okurun kendi anladığı, kendi istediği ve hissettiği.
Adını koyamıyorum ama bu kitapta derinliği engelleyen, bir noktada okuru kişilerden, durumlardan koparan bir şeyler var. Bu tür kitaplara ilgi duyan okurların ne demek istediğimi anlayacağını düşünüyorum.
Özetle evet bu bir psikolojik kurgu ve psikolojik yönü de oldukça başarılı. Ama bu başarıyı sağlayan kim? Bence bir okur, yazarının anlatamadığı kelimeleri gerçek değerlerinde anlayıp yorumlamayı kendine görev edinmemeli çünkü bu çok yorucu.