·125 syf.····Okunma: 10 Aralık 2025 00:00 Yazarın İntibah kitabından sonra okuduğum ikinci kitabı oldu bu. Tiyatro türünde olsa da kitap, bir roman hikaye türü gibi okudum kitabı.
Namık Kemal çok güzel bir üslupla anlatmış olayları. Klasik bir kitap olunca da okunmanın lezzeti ikiye üçe katlanıyor..
Dilrüba iki yüzlü, kötü, ahlaksız, sadakatsiz bir karakter olarak çıkıyor karşımıza. Karşı tarafta ise Dilrüba’yı her şeyden çok seven onun için her türlü fedakarlığı göze alabilecek saf, temiz ve yiğit bir Karakter olan Akif Bey..
Akif Bey'in askere savaşa gitmesi gerekir ve Dilrüba yalancı tanık göstererek Akif Bey'in öldüğünü her yere duyurur. Böylece başka birinin nikâhına girer. Düğün gecesi Akif Bey'in savaştan dönmesiyle olaylar çığrından çıkar...
Kadınların ikiyüzlülüğü şu cümleyle çok güzel ifade edilmiş:
"Ya Rabbi! İnsanın gözlerine yalandan o kadar tatlı baygınlık çöker mi? İnsan yüzüne yalandan o kadar şirin mahzunluk gelir mi? Hınzırı kudretine bürhan göstermek için mi yarattın?"
"Kadınlar neyi murat eder de ellerinden kurtulur."
"Bir insan seviyorsun, vücudunun tenasübüne, çehresinin hüsnüne meftun olmuşsun. Öyle mi? O bir nikapdır. Seni aldatmak için yapılmış bir nikapdır. Yüzüne baktıkça mahzun mahzun duruyor. Sana muhabbet mi gösteriyor? Ah! Bir kere de o nikabın altındaki kemikleri görsen... Görsen ki nasıl korkunç korkunç durur. Nasıl çirkin çirkin güler de seninle eğlenir."
Bir erkek için asla kabul edilemeyecek şeydi bir kadın tarafından aldatılmak.. Kadın sevmediği halde seviyormuş gibi yapmak. Ama sonuç her çağda her zaman da daima aynı: Felaket...
Sonuç olarak yüz güzelliği yerine kalp güzelliğinin, ağızdan çıkan sözler yerine hal ve hareketlerin referans kabul edilmesi gerektiğini anlatan hüzünlü bir kitaptı..
Keyifli okumalar dilerim...