Aynı derginin aynı sayısında ikimizin de bir öyküsü yayımlanmıştı ve ilk kez o zaman okumuş ve fark etmiştim Beyhan Keçeli'nin kalemindeki kuvveti. Sonra başkaca dergilerden takip eder olduk hikâyelerini. Bir gün ansızın kitapsızlar kulübünü terk etti ve biz elbette sevindik buna. Kitabı ilk aldığımda ev taşıma sürecindeydik ve onca kitap içerisinden sanırım bir tek onunki çıkmadı. Nakliye emekçileri arasında gizli hayranları olsa gerek. Yenisini sipariş edip okumak bugüne kısmet oldu ve bu gecikme bir mahcubiyet hissettirdi bende.
Kitaba gelince; çok daha etkili bir ismi olabilirdi diye düşünmedim değil ama öyküler çok lezzetli. Kurgular net, anlatım becerisi yüksek. Beğendiğimiz satırların altını çizmek için yanımıza bir kalem almayı bazen unuturuz ya hani. Sonra bütün o uzanmışlığımızı, battaniye altı konforumuzu, tatlı mahmurluğumuzu bozmak istemeyiz. Ama bazen yine de kalkıp kalem ararken buluruz kendimizi. Tamam, bu kitap o kitaplardan, bu öyküler o öykülerden işte.
Ellerine sağlık Beyhan Keçeli.