Lea annesinin kaybından sonra içine kapanan, hayatla bağı yavaş yavaş kopan küçük bir kızdır. Babası ne yapsa gözünde yaşam belirtisi göremez. Ta ki günün birinde duyduğu keman sesine aşık olana kadar. Babası günlerdir ilk defa tepki verdiğini görünce kızına keman almaya karar verir. Öğretmen tutmak ister ama Lea kolay kolay hiçbirini beğenmez. En sonunda Lea'nın seveceği öğretmen kendisinin de aşık olacağı ama Lea ile ilişkisi zedelenmesin diye uzak duracağı kadın olur. Lea öğretmene yakınlaştıkça babasından uzaklaşır adeta. Öğretmeniyle simbiyotik bir ilişki kurar. İçindeki keman yeteneğini keşfeder ve hızla gelişir. Küçük kız adeta hırslı bir kadına dönüşür. Okulunda küçük bir konser verir. Bir parçada nakaratı bi kere fazla çalar. Kimse fark etmese bile Lea hata kabul etmez. Hırsından kemanı parçalayası gelir o an. Bir süreliğine içine kapanır, babası yardımcı olmak istese de izin vermez. Daha sonraları bir yarışmaya katılır. O yarışmada da okuldaki konseri gibi bir hata yapmaktan ölesiye korkar. Her şey yolunda gitmiş, birinci olmayı beklerken ikinciliği açıklanınca babası kızı için çok endişelenir. Birinciliği hakkettiğini söyleyen bir adam ile tanışır. Eski bir kemancı. Ona ders vermek ister. Lea kabul eder ve eski öğretmenine haber vermeye bile gerek duymadan hırslarının peşinden gider. Bu sefer yeni öğretmeniyle yapışık gibi yaşamaya başlar. Babası adamın o tarz bi adam olmadığını söylese de kendine, kızını kısıtlayamaz. Öğretmeniyle arasına girmekten korkar. Kendiyle beraber hırsları ve yeteneği de büyüyen Lea iyice ustalaşır ve çeşitli yerlerde konserler vermeye başlar. Sokaklara posteri asılırken babasıyla arasındaki uçurum da büyüyordur. Bir gün öğretmeni evlenir ve Lea bunu öğrenince dumura uğrar, bir süre sonra öğretmeniyle ilişkisi tamamen kopar. Lea eski hayattan kopuk yaşamına geri dönmüştür. Babası bir yandan o adamdan kurtulduğuna sevinirken bir yandan kızının durumu için endişelenir. Lea eski öğretmeninin kapısına gider, ordan da geri çevrilince yıkılır. Babası onu tekrar hayata döndürebilmek için çalıştığı şirketten yüklü bir fonu gizlice çalarak çok kıymetli bir kemanı satın alır. Lea başta beklediğinden daha tepkisiz karşılarken zamanla çalmaya ve konserlere devam eder. Ta ki bir gün kaldığı otelin trabzanında milyonluk kemanı parçalayana kadar. Akıl sağlığını kaybeden Lea, bir süre akıl hastanesine yatırılır. Babası yolsuzluğu anlaşılınca evi satıp daha küçük bir eve yerleşir. Hırsı Leanın sonu olur ve intiharıyla sonuçlanır.
Bu hikayede en çok ilgimi çekenlerden biri Leanın öğretmenleriyle adeta simbiyotik bir ilişki kurması, adeta onlarla aşk yaşaması idi. Bağımlı bir ilişkiye giriyordu. Ve bu ikinci öğretmen için olmasa da ilk öğretmen için de leaya karşı bağımlı bir ilişki kurduğu söylenebilir.
İkincisi ise Lea kemana, öğretmenine asıldıkça aslında hayata bağlanmıyordu. Hayatla ilişkisi kemandan ibaretti ve bir nevi yine hayattan koparıyordu onu. Özellikle de babasından. Lea babasına gittikçe yabancılaşıyordu. Babası ona dokunmaya, sarılmaya, bir şey söylemeye korkuyor, nasıl davranacağını bilemiyor, kızından çekiniyordu. Ne yapsa boştu.
Babasının çaresizliğini, Leanın hırsını, öfkesini çok iyi yansıtmış yazar. İnsana tatmadığı duyguları, dünyaları anlatan güzel bir hikaye. Okunabilir beğendim.