Korku insanı ahlaken mazur kılar mı, yoksa sorumluluk korkuya rağmen mi başlar?
Korkunun öğrettiği ahlak, gerçek bir ahlak sayılabilir mi?
İnsan, kaderine razı olduğunda mı yoksa ona itiraz ettiğinde mi kendisi olur?
İnsanların bir korkuyu kabullenmiş olması, onları daha az sorumlu kılar mı?
Zulmün sürekliliğinde yalnızca baskı uygulayanların mı payı vardır, yoksa sessiz kalanların da payı gösterilir mi?
Tek kanatlı kuş imgesi romandaki insanlarla nasıl örtüşür; bu eksiklik fiziksel mi, ruhsal mı, toplumsal mıdır?