Bu nedenle camiide hutbeler Türkçe okunur
“Efendiler, Camiiler, birbirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için yapılmamıştır. Camiiler, itaat ve ibadetle birlikte, din ve dünya için neler yapılması gerektiğini düşünmek, yani danışma için yapılmıştır. Geçen sene Millet Meclisinde verdiğim bir nutukta demiştim ki; ‘Mimberler halkın zihni, vicdanları için bir bereket, bir nur kaynağı olmuștur.’ Böyle olabilmek için mimberlerden yankılanacak sözlerin bilinmesi ve anlaşılması ve fennin ve ilmin hakikatlerine uygun olması gerektir. Hutbeyi veren kişilerin siyasi, toplumsal durumu, çağdas gelişmeleri her gün takip etmeleri zorunludur. Bunlar bilinmediği takdirde halka yanlış bilgi verilmiș olur. Bundan dolayı hutbeler tamamen Türkçe ve zamanın gereklerine uygun olmalıdır. Ve olacaktır.” Mustafa Kemal Atatürk
Sayfa 77·Kitabı okudu
Alıntı
··
1 +1'leme
·
2.561 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Son cümle müslümanları düşündürecek ve hoşuna gitmeyecek türdendir. Şahsım adına bilmediğimi söyleyerek, merak ettiğim hususu soru olarak bırakmak istiyorum. Belki, bilenler vardır umuduyla... Batı ülkelerinin en gelişmiş olanlarında, ibadethanelerde ibadet vakti okunanlar, ibadethanenin bulunduğu ülkenin diline göre mi okunuyor? Yoksa, Kutsal kitaplarının metnine sadık kalınarak mı?
Funda Usta
Gönderi Sahibi
Batı’nın gelişmiş ülkelerinde (Almanya, Fransa, Hollanda, ABD vb.) Türk Müslümanların gittiği camilerde hutbeler (ve vaazler) çoğunlukla Türkçe okunur; bulunduğu ülkenin dili ise genellikle ikinci plandadır. Kur’an ayetleri ve dualar ise her yerde orijinal diliyle (Arapça) okunur.
Bir yolcu bir hana geldi, devesini hancıya teslim etti ve istirahate çekildi. Uzun zamandır da kıtlık vardı. Hancı deveyi kesti, arkadaşlarıyla birlikte kazana koyup kaynattılar ve güzel bir ziyafet tertip ettiler devenin sahibini de ziyafete davet ettiler. Yemekler yendi, karınları doyunce keyifleri yerine geldi. Sonra kalktılar halay çekmeye başladılar, kol kola girdiler ve ''Deve öldü deve öldü deve gitti'' diye bir türkü söylemeye başladılar. Bu türküyü devenin sahibi de söylüyordu. Diyor ki Mevlana hazretleri; ''Devenin sahibi kesilen devenin kendi devesi olduğunu bilseydi böyle oynayabilir miydi?'' Kur'an okuyoruz okuduğumuz Kur'anın ne söylediğini idrak edebilmiş olsaydık bundan azami düzeyde müteessir olmamız gerekirdi
Funda Usta
Gönderi Sahibi
Evet, ne güzel anlatmışsınız.🙏🏼Her şey anlamaktan geçer.