Puan vermedi·211 syf.····Okunma: 14 Aralık 2025 17:39 Kırmızı Saçlı Kadın okuması kolay, dili akıcı ve özellikle ilk bölümlerinde merak duygusunu diri tutan bir roman. Benim için kitabın en güçlü tarafı, Cem’in Mahmut Usta’yla birlikte kuyu açtığı bölümlerdi. Orada gerçekten yaşayan bir ilişki, sessizlikle kurulan bir gerilim ve ahlaki olarak açıkta bırakılan bir belirsizlik var. Cem’in korkusu, suçluluk ihtimali ve kaçışı o aşamada netleşmiyor; tam da bu yüzden etkileyici.
Ne var ki roman ilerledikçe bu sahicilik giderek azalıyor. Evren’in Cem’in karşısına sahte bir isimle çıkması, ardından gerçeğin açıklanması, yüzleşmenin kavgaya dönüşmesi ve silahın yanlışlıkla ateş alması gibi sahneler bana oldukça tanıdık, hatta yer yer Yeşilçamvari geldi. Başta kurulan belirsizlik, olayların fazla netleştirilmesiyle gücünü kaybediyor.
Mitolojik göndermeler romanın omurgasını oluşturuyor ama bu bağlamlar olmasa kitabın Nobel ödüllü bir yazarın elinden çıktığını düşünmeyebilirdim. Aynı durum siyasi fikirler için de geçerli. Solcu baba, ona tepki olarak kapitalist iktidar yanlısı Cem ve yine babaya karşıtlık üzerinden konumlanan dindar-milliyetçi Evren, karakterlerin iç dünyasından doğal biçimde doğmuyor. Siyasi karşıtlıklar, hikâyenin akışı içinde kendiliğinden gelişmekten çok, olay örgüsüne zorla yedirilmiş hissi veriyor.
Sonuçta Kırmızı Saçlı Kadın, merak ettiren bir kurguya sahip olsa da, özellikle ikinci yarısında klişelerden ve sembolik karşıtlıklardan tam olarak kurtulamıyor. Benim için roman, kuyu başında derinleşiyor; yüzeye çıktıkça ise sığlaşıyor.