Hizmetçi İzliyor, serinin önceki kitaplarına kıyasla benim için açık ara en sıkıcı ve en zayıf olandı. Okurken sürekli olarak yazarın bu kitabı gerçekten anlatmak istediği bir hikâye olduğu için değil, seriyi devam ettirmek ve bitirmek zorunda hissettiği için yazdığı izlenimine kapıldım. Hikâye akmaktan çok ilerlemeye zorlanıyordu.
Bu kitapta özellikle “fan service” hissi çok baskındı. Önceki kitaplarda yer alan karakterlerin yeniden olayların içine çekilmesi doğal bir devamdan ziyade bilinçli bir tekrar gibi duruyordu. Serinin genelinde zaten düşük olasılıklı olaylar yaşanıyordu; ancak bu kitapta bu durum fazlasıyla abartılmıştı. Okurken birçok noktada “Bu kadarı da üst üste olmaz artık” dediğim anlar oldu. Olayların inandırıcılığı ciddi şekilde zayıflamıştı.
Bazı gelişmeler ise tamamen gereksiz hissettirdi. Özellikle dedektifin Nina ile evlenmesi, hikâyeye anlamlı bir katkı sunmaktan çok, okura “mutlu son” hissi verme çabası gibiydi. Bu kararın karakter gelişimi ya da olay örgüsü açısından güçlü bir temeli yoktu ve bu nedenle yapay duruyordu. Kitap boyunca buna benzer, sırf dramatik etki yaratmak için eklenmiş gibi duran sahneler dikkatimi çekti.
En büyük sorunlardan biri de akıcılıktı. Serinin diğer kitapları daha sürükleyici ve merak uyandırıcıyken, Hizmetçi İzliyor beni sayfaları çevirmeye motive edemedi. Eğer yazarın diğer kitaplarını sevmiş olmasaydım, bu kitabı bitirmeden bırakabilirdim. Seriye olan bağlılığım olmasa devam etmeyeceğim bir kitap olma potansiyeli vardı.
Sonuç olarak Hizmetçi İzliyor, serinin genel kalitesinin altında kalan, gereksiz uzatılmış ve zorlama hissettiren bir kitap oldu. Önceki kitapları seven okurlar için bile hayal kırıklığı yaratabilecek bir eser olduğunu düşünüyorum.