Sizin hiç babanız öldü mü?
Benim bir kere öldü kör oldum
Yıkadılar aldılar götürdüler
Babamdan ummazdım bunu kör oldum
Cemal Süreya
Yazar, bu eserinde bize babasının ölümünü, öncesini ve sonrasını içimizde acısını yerleştirecek şekilde anlatmış. Tıpkı babasının bahçesine ektiği çiçekler gibi, o da içimize o acıyı ekti. Sanırım hemen yeşerdi de...
Ölüm, başlı başına zor bir meseleyken bir de sevdiklerimizi acı çekerken, hastayken, bitkinken görmek ölümden dana zor oluyor. Bazen ölenler için "kurtuldu" deriz, çünkü zor şeyler yaşamıştır ve artık huzurlu olabileceği yerdedir diye umarız.
Ama ardında bıraktıkları için ölmekten beter bir süreç devam etmektedir: "Her şeyi doğru yaptım mı? İhmalim var mı? Onu hiç kırdım mı?"
Bu düşüncelere de ışık tutan yazar, öleni ve kalanları büyük bir saflıkla bizlere sunmuş.
Kitap bana geçen Ramazan kaybettiğim halamı hatırlattı. Koşulsuz sevgi nedir onda görmüştüm ben ve ölümü, kanser gibi bir sebepten dolayı olunca mahvolmuştum. O şakaları yoktu, gezip tozmalarımız, onun bitmek bilmeyen alışveriş merakı, hiçbiri yoktu.
Kitap beni bu yüzden daha da sarstı. Halamla karşılıklı iki kanepede uyuduğumuz geceler heldi aklıma. Bana her zaman "içinden geldiği gibi yaşa, kimsenin yükünü yüklenme, benim gibi olma" dedi ama kalbimde büyük bir yük bıraktı.
Bu kitapla onu da anmış oldum, zaten hiç aklımdan çıkmıyor.
İnsan en çok sevdiklerinden sonra ölmekten korkar. Kimsenin acısını görmek istemez, hatta belki onlardan önce ölsem diye de düşünür, şahsen bende var bu düşünceler. O yüzden, siz de bu düşüncelere kapılıyorsanız hemen kendinizi bu durumdan kurtarın ve sahip olduğunuz her an'ı onlarla dolu dolu yaşamaya bakın.
Bahçıvan ve ÖlümGeorgi Gospodinov · Metis Yayınları · 202514,6bin okunma