7/10
·344 syf.··
2025 13. kitabı
Aşk-ı Duygu … Berna Moran’a göre Aşk-ı Memnu, “Topluma değil, bireye ve bireyler arası ilişkiye dönük bir romandır. Uşaklıgil, somut ve tek olan bir evliliğin belirli koşullar altında nasıl işlediğini, belli insanların arasındaki ilişkiler örgüsünün niteliğini ve gelişmesini anlamaya ve anlatmaya çalışır.” şeklinde özetlemiş bir nevi. Ziya Uşaklıgil, Berna Moran’ın tabiri ile “kurulmuş bir denklemin çözümünü gösteriyor.” ben ne anladım ? Şöyle ki, karakterlere, olay örgüsüne tabii ki döneme göre kurgunun gidişatı en başından sonuna göz kırpıyor. Karakterler duygularını o kadar derin ve bir büyük anlamla yaşıyor ki insan durup kendi duygularını düşünüyor. Ben aşkı, sevgiyi, sevgisizliği ve en önemlisi bence, dibe çöküşleri ne derece yaşadım. Kendime ne kadar müsaade ettim, bir kenara mı bıraktım, içimde çok derinlere mi gömdüm ? Karakterlerin her biri kendi içinde bir duyguyu bazen birden fazla duyguyu kendi içinde dışarıya bir nebze olsun yansıtmadan atlatmaya çalışıyor.. Firdevs Hanım dışarıdan ketum, şatafata önem veren bir insan olarak görünüyor olsa bile kendi içinde birçok fırtınadan sağ çıkmayı başarmış. Bihter zaten başlı başına bir yıkım, enkaz.. Sevgiyi, sevmeyi ve sevilmeyi arzulayan ve bunu da çok yanlış yerlerde bulmaya çalışan bir kadın … Peyker ve Bihter’in, Firdevs Hanım ve Matmazel’in, Adnan Bey ve Behlül’ün, Nihat ve Adnan Bey’in, Beşir ve Behlül’ün, Nihal ve Cemile’nin… karakterlerin birbiriyle tezatlığı da bence romanın gidişatını gözler önüne seriyor. Adnan Bey ne kadar kızından birkaç yaş küçük biriyle evlenmiş olsa bile Behlül kadar acımasız, eğlenme yolunda giden her yolu mübah görmüyor. Firdevs Hanım için şatafat, mal mülk, giyim kuşam ne kadar önem arz ediyor ise, Matmazel bir o kadar maneviyat ve iç huzuru temsil ediyor. Nihal açılmamış bir çiçek, solmayacak hiç bir zaman da yitip gitmeyecek bir gül olarak tasvir edilse bile Cemile her zaman daha narin ve kırılgandı. Bülent ise zaten başlı başına masumiyeti temsil etmişti, her ne kadar yaşı küçük ve validesinin vefatına mani olmuş gibi gösterilse ve bunu da ona ima etmiş olsalar bile… Nihal aslında kıskanç veya kibir, haset dolu bir kişilik değildi, validesinin kaybından sonra Adnan Bey ve Bülent’e duyduğu deyim yerindeyse koparılmaz pamuk ipliğine bağlı ilişkisi içindi kopardığı onca hır gür. Nihal’in içten içe kendisiyle hep bir savaşı vardı, Matmazel bunu her zaman yanlış yerlere yorumladı ve Adnan Bey ve etrafa da bu şekilde yorumladı benim açımdan. Matmazel ; aileye destek, çocuklara mürebbiye Adnan Bey’e de yol göstermek adı altında yalıya dahil olmuş olsa bile, çoğu noktada aileyi yanlış yönlendirip, duygulara farklı yorumlar kattı; aşırı manipülatif ve duygu karmaşası yarattı. Adnan Bey’in evlilik kararı alması aşaması ve bunu Nihal’e açıklama kısmında rölü önemliydi ama aşırı derecede duygusal yaklaşımı da karakterlerin gelişimine yön verdi. Tabii ki burada tüm okları Matmazel’e çevirmedim. Ancak, evde bir mürebbiye, destekçi gibi görünmek bu şekilde olmamalıydı benim baktığım yerden. Öte yandan yalıda Firdevs Hanımın tasviri ile alt tabak, yardımcı, yalıyı çekip çeviren karakterler, Nesrin, Beşir, Şaheste Hanım, Süleyman Efendi.. aslında o kadar pozitif, masum, etliye sütlüye karışmayan, aman başımıza bir musibet gelmesin tarafı ki … Ve yalının selameti, huzuru için de aslında yapı taşlarını oluşturan karakterler diyebiliriz. Romanın sonu her ne kadar başından belli olmuş olsa bile Aşka karşı gelmek, arzulara veya isteklere direnmek bazen zor olabiliyor.. Aşk herkes için aynı manayı taşımasa bile insani duyguları göz ardı etmemek ve buna göre değerlenmek daha tabii diye düşünülebilir. . Uşaklıgil’in ciddi anlamda ölümsüz eseri bu zamanlarda, bu çağda bile her cümlesiyle her olayıyla hala tazeliğini koruyor …
Aşk-ı MemnuHalid Ziya Uşaklıgil · Yapı Kredi Yayınları · 202022,8bin okunma
·
137 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.