İnsanın gücü eline geçirdiğinde neye dönüşebileceğine dair ürkütücü bir farkındalık romanı. Roman, Amerika merkezli bir hikaye anlatırken aslında modern toplumların ortak kaderine işaret ediyor. Sermayenin devlete, hukukun güce, düzenin korkuya dönüşmesi çok güzel anlatılmış. Oligarşiye karşı başlayan ayaklanma, çaresiz bir çıkış değil; haklı olmanın tek başına yeterli olmadığını ve iktidarın şiddetle kendini uzun süre ayakta tutabildiğini gösteren bilinçli bir yenilgidir. Jack London, devrimi bir zafer anı olarak değil, yüzyıllara yayılan bedelli bir süreç olarak ele almış ve okuyucuya şu rahatsız edici gerçeği bırakmıştır; baskı bir gecede yıkılmaz, ama her itiraz tarihte silinmeyen bir çatlak açar.