İlk bölümde yedi çakranın hem fiziksel hem de enerjik olarak nerede konumlandığını, renklerinden elementlerine, kristallerinden kokularına kadar ince ince anlatılması kitabın temelini çok sağlam kurmuş. Özellikle mandalalarının ve her bir çakranın ana temasının açıklanması hoşuma gitti; kafamda net bir harita oluştu.
İkinci bölümde auranın ne olduğu ve kaç bedenden oluştuğu anlatılırken, enerjinin vücudun dışındaki katmanlarını da görmeye başladım. Üçüncü bölümde ise bulunduğumuz ortamın, karşılaştığımız insanların ya da günlük hayatın içindeki enerjilerin üzerimizde bıraktığı etkiler açıklanıyor. Bu kısım özellikle hayatın içinde sık sık hissettiğim ama adını koyamadığım durumları anlamamı sağladı.
Dördüncü bölüm, negatif enerjilerden nasıl arınacağımıza ayrılmış. Yöntemler açık ve uygulanabilir şekilde anlatılmış. Beşinci bölümde meditasyonun mantığı, nasıl yapılacağı ve korunma teknikleri çizimlerle desteklenmiş; bu da uygulamayı daha somut hale getiriyor.
Altıncı bölüm tamamen arınma meditasyonuna odaklanıyor. Yedinci bölümde bolluk kavramının sadece maddiyatla sınırlı olmadığı, aslında hayatımızda eksik hissettiğimiz her alanın bir “bolluk” konusu olabileceği anlatılıyor. Bu bakış açısı oldukça yol gösterici.
Sekizinci bölümde 21 günlük bolluk meditasyonunun nasıl yapıldığı adım adım açıklanmış. Dokuzuncu bölüm yazarın okuyuculardan gelen sorularına ayrılmış; pratik detaylar bu kısımda toparlanıyor. Son bölümde ise deneyimler yer alıyor, hem yazarın hem de uygulayanların yaşadıkları aktarılıyor.
Genel olarak kitap, enerjiyi, arınmayı ve bolluk bilincini sade bir dille anlatıp adım adım uygulamaya yönlendiren bir rehber niteliğinde.