·184 syf.··Beğendi
···Okunma: 16 Aralık 2025 00:39 Deli Kadın Hikâyelerini okurken zihnim sürekli Mine Söğüt’ün Beş Sevim Apartmanı'na geri döndü. O kitapta yazarın evreninden hiç çıkamamış, her katta her sakinle birlikte yaşamıştım. Bina yanarken kaçmıştım belki, ama kimseyi ardımda gerçekten bırakamamıştım. Bu kitapta ise yangın tek bir mekânda değil, kadınların içinde sürüyordu.
Her hikâyede o kadınların yanında durdum. Zaman zaman irkildim; “Bu nasıl bir delilik?” diye sordum kendime. Kendimle arama bir mesafe koymak istedim bir an; “Ben tutundum hayata, delirmedim,” demek kolaydı. Ama bu düşünce hemen ardından dağıldı. Çünkü asıl soru şuydu: Biz, toplumda bu kadar benzer şeyleri yaşarken, bu kadar ortak hikâyeler varken nasıl delirmedik? Yoksa çoktan delirdik de buna başka isimler mi verdik?
Mine Söğüt’ün anlattığı delilik, bir anda ortaya çıkan bir taşkınlık değil; uzun süre bastırılan, görmezden gelinen, sessizce biriken bir hâl gibi duruyor. İnsanı asıl ürküten de bu zaten: Bu hikâyelerin uçlarda değil, tam da hayatın içinden çıkıyor olması.
Söğüt, okuru ahlaki olarak güvenli bir yere yerleştirmiyor. Ne tamamen karşıda durabiliyorsunuz ne de tam olarak yanlarında. Hatta zaman zaman yargılara yenik düşsem de, hiçbirine gerçekten kıyamadım. Gözlerinin içine bakmış gibiydim; sanki onlar da bana bakıp “Sen de mi anlamadın bizi?” diye soruyordu. Delilik, burada bir patoloji değil; bastırılmanın, susmanın ve sıkışmanın dili hâline geliyor.
Söğüt’ün dili yalın ama huzursuz. Açıklamıyor, savunmuyor, dramatize etmiyor; yalnızca konuşmalarına izin veriyor. Bu da metni rahatsız edici ama kalıcı kılıyor. Okur, “ben delirmedim” diyerek kendini güvende hissetmek istese de, metin onu uzun süre bu konfor alanında tutmuyor; sonunda şu sorularla baş başa bırakıyor: "Peki anladın mı? Bu noktaya gelinmesinin koşullarını gerçekten gördün mü?"
Deli Kadın Hikâyeleri, okunup geçilecek bir kitap değil. Bazı cümleler insanın içinde kalıyor, bazı sesler susmuyor. Belki de kitabın asıl gücü burada: Deliliği dışarıda bırakmıyor, okurun tam karşısına oturtuyor.