Düşünce özgürlüğü, yalnızca çoğunluğun benimsediği ya da bizi rahatlatan fikirleri korumaz; aksine, rahatsız eden, alışılmışı bozan ve sorgulatan düşünceler için anlam kazanır. Eleştiri tam da bu yüzden vardır: düşüncenin canlı kalabilmesi için. Eleştiri olmadan düşünce, tekrar eden bir kabule dönüşür.
Bu ilke yalnızca siyasal ya da felsefi fikirler için değil, hayata anlam veren tüm düşünce alanları için geçerlidir. İnanç da bu alanlardan biridir. İnanç, bireyin iç dünyasına aittir. Ancak inançtan doğan metinler, yorumlar ve tarihsel anlatılar kamusal alana çıktığında, diğer tüm düşünceler gibi tartışmaya açılır. Bu tartışmayı “saygısızlık” olarak nitelendirmek, düşünceyi korumak değil; onu kırılgan bir alana hapsetmektir. Oysa güçlü olan, sorgulamaya dayanabilendir.
Bu noktada önemli olan, eleştirinin ne olduğu kadar ne olmadığıdır. Kimse bir fikri benimsemek, savunmak ya da ona karşı çıkmak zorunda değildir. Eleştiri; bağırmak, küçümsemek ya da yıkmak için değil; anlamak, çözmek ve gerektiğinde mesafe koymak içindir.
Eleştiriden muaf tutulmak istenen her düşünce, zamanla kendi içine kapanır. Kendi içine kapanan her düşünce ise gelişmez. Sorgulama yoksa derinlik de yoktur; derinlik yoksa ahlaki bir zeminden söz etmek zordur. Çünkü ahlak, sorgulanmayan kabullerden değil; bilinçli tercihlerden doğar.
Özgür bir toplum, düşünceleri kutsallaştırarak değil; insanların düşünme, sorgulama ve konuşma hakkını birlikte koruyarak ayakta kalır. Saygı, susmak değildir. Saygı, farklı düşüncelerin aynı alanda var olabilmesine tahammül edebilmektir.
Ağrının migren atağı sırasında aynı yoğunlukta devam etmesi gerekmez, birkaç dakika içinde azalıp artarak sürdüğü çok görülmüştür ve özellikle uzamış adet dönemi migrenlerinde daha uzun iyileşme/şiddetlenme dönemleri olabilir.
Annemin acısından akan gözyaşlarım suya karışıyordu. Yalnız annemin değil kadın cinsinin tümünün çağlar boyunca uğradığı bu haksızlık can yakıcıydı. Akan suyun altında dikildiğim sırada, o dakikanın içinde dünyanın her yerinde kim bilir kaç kadın eziliyordu, itiliyordu, tecavüze uğruyordu. Dünyanın buna sessizliği dayanılmazdı.