Kitap Adı: Hayatın Anlamı
Yazar: Arthur Schopenhauer
Çeviri: Ahmet Aydoğan
Sayfa Sayısı: 92
Tür: Felsefe, Düşünce
Eylül ayı bitmeden bir kitap daha okuma fırsatı buldum. Schopenhauer’i daha önce hiç okumamıştım. Onun kaleminin oldukça karamsar olduğunu duyduğum için belki de hep mesafeli kaldım. Fakat bu kitapla birlikte kendisiyle ilk kez tanışma fırsatı buldum.
Yazar, bu eserinde hayatın anlamını kendi gözlemleri ve fikirleri ışığında sorguluyor. Kitap dört bölümden oluşuyor: Hayat, Istırap ve Sefalet, Yaşama İradesinin Tasdiki ve İnkarı, Hayatın Bolluğu Öğretisi ve İntihar Üzerine.
Schopenhauer’e göre hayat çoğunlukla acıdan ibaret. Mutluluk, acının yokluğu ya da kısa süreli aralarıdır. Oysa her acının içinde bir öğreti gizli değil midir? Kitapta, insanların mutsuz anlarının mutlu anlarından daha uzun sürdüğünü düşündükleri ve bu anlarda daha çok bocaladıkları vurgulanıyor.
Okurken zihnimde şu soru canlandı: Hayatın anlamına istırap çekerek mi, yoksa yaşamdaki boşlukları doldurarak mı ulaşır insan? Belki de cevap her ikisinin dengeli birlikteliğinde saklıdır.
Kitapta yer yer durup yazarın düşüncelerini sindirmek gerekiyor. Felsefeye ilgi duyan okurlar için kısa ama yoğun bir eser. İşte birkaç alıntı:
-“Nispeten mutlu olanlar da sadece çoğu kez sadece görünüşte mutludurlar.”
-“Şurası kesin ki bu dünyada neredeyse bütün insanların hayatları boyunca paylarına düşen iş-güç, tasa kaygı, zahmet, meşakkat ve sıkıntıdır.”
-“Hayatımızı hiçliğin mutlu sükûneti içinde, boş yere bu sükûneti bozan bir olay olarak da görebiliriz.”
-“Bu dünyadaki şeylerin ayırt edici özelliği tam olarak kusurluluk değil, her şeyde görülen çarpıklık ya da bozulmuşluktur.”
Schopenhauer’in karamsar gibi görünen felsefesi aslında insanı yeniden düşünmeye çağırıyor: Acının ve mutluluğun, iradenin ve inkârın arasındaki gerilimde kendi varlığımızı sorgulamaya.
Bu tarz kitapları okumayı sevenlere tavsiye ederim. Kısacık ama derinliği olan bir eser; okurken yavaşlamayı, düşünmeyi ve sindirmeyi gerektiriyor.
Son söz benden olsun: Bir kitabın değerini sayfa sayısı değil, bize öğrettikleri belirler. – A. Özgür