Tarkan TufanKaybolan
Hiç durduğunuz yerde kaybolmuş gibi hissettiniz mi? Yolununuzu değil, kendinizi…
Tarık Tufan’ın Kaybolan’ı tam olarak bu hissin etrafında dolaşan bir roman. İlk sayfalarda bir kayboluşun peşine düşüp; ilerledikçe anlıyoruz ki asıl mesele birini bulmak değil, insanın kendisiyle yüzleşmesi.
Romanın dili sade ama kolay değil. Tarık Tufan, kısa ve yoğun cümlelerle okuru yavaşlatıyor. Hızlı okunacak bir kitap değil bu; her bölümde durup düşünmek, bazı satırlara geri dönmek istiyorsun.Her satırın altını çizmek mümkün. Kaleminiz elinizden düşmez.Okurken sürekli bir iç ses eşlik ediyor size, sanki kitap okurunu kendi hafızanın içine çağırıyor.
Karakterler yabancı gelmiyor. Kalabalıkların içinde yalnız kalan, geçmişin ağırlığını omzunda taşıyan, bir türlü ait hissedemeyen insanlar… Onların eksikliği, senin eksikliğine dokunuyor. Bu yüzden roman sadece bir hikâye anlatmıyor; okurla sessiz bir bağ kuruyor. Bazı sayfalarda “bunu ben de hissettim” demeden geçemiyorsunuz.
Kaybolan, aksiyon ya da hızlı bir olay örgüsü arayanlar için yorucu olabilir. Ama insanın kendine, hayata ve hafızaya dair sorularla ilgisi varsa; bu kitap onu derinden yakalıyor. Tarık Tufan, kaybolmayı bir olaydan çok bir ruh hali olarak anlatıyor ve kitabı kapattığında sende tek bir soru kalıyor:
Ben nerede kayboldum?
Tarık Tufan’dan okuduğum üçüncü kitap, benim için kesinlikle 10/10’luk bir deneyimdi. Uzun süre etkisinden çıkamadığım, satır aralarında kendimi bulduğum bir roman oldu.
Sevdiğim alıntılar
"Dünyanın en zahmetli işiydi, acıyı tek başına yaşamak..."
"Çok didindim,çok savaştım, insanlara ayak uyduramadım..."
KaybolanTarık Tufan · Doğan Kitap Yayınları · 20205,1bin okunma