9/10
·105 syf.··
Beğendi
·
2025 83. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 16 Aralık 2025 10:58
“Büyük kuraklığın olduğu o yıl, zaman kavrula kavrula küle döndü; gün, yakalamaya çalıştığınızda kor gibi elinize yapışıyordu. Şişe geçirilmiş gibi duran güneş günler boyunca başınızın üzerinde öyle asılı dururdu.” Böyle başlıyor kitap, daha ilk satırındaki tasvirlerin gücü ile beni kalbimden vurarak. Uzun zamandır böylesine güçlü bir metin okumamıştım. Yazarla tanışma kitabımdı, ama hayatımda bambaşka bir sayfa açmışım gibi hissediyorum. Balou sıradağlarında bir köyde ihtiyar bir adam kör köpeğiyle yaşamaktadır. Bir kuraklık baş gösterir. Köylüler tası tarağı toplayıp kuraklık geçene kadar başka yerlere göç etmeye başlar. Ektiği mısır tanesinin filizlendiğini gören yaşlı adam köyde kalıp onun mahsül vermesini beklemeye karar verir. Köylülerin tanrı yağmur göndersin diye bir sunak hazırlama geleneği vardır. Bir köpeği gözleri güneşe bakacak şekilde sıkıca bağlarlar ve günlerce yağmurun gelmesini beklerler. Yine bu ritüellerden birinde köpek güneşe bakmaktan kör olmuştur ve ihtiyar adam onu çözüp sahiplenir. İhtiyar adamın, köylülerin cahillikten ileri gelen acımasızlıkları ile mükemmel bir tezat oluşturan, derin bir vicdanı vardır. kuraklığın geçmesini beklediği süre boyunca kör köpek ile yediği içtiği her şeyi paylaşır. Hatta şöyle söyler köpeğine; “bu kuraklıkta ikimiz de öleceğiz, umarım sen benden önce ölürsün de vahşi hayvanlar elini ayağını parçalamadan seni gömerim ve böylece dünyaya tekrar geldiğinde uzuvların eksiksiz olur.” Kör köpeğine, kuyunun başında rastladığı vahşi kurda, büyüttüğü mısır fidanına, köylüsünün geleceğine ayrı ayrı duyduğu saygı tek kelime ile büyüleyicidir. Öte yandan doğanın gücüne ve insan duyularının buna nasıl da uyum sağladığına tanıklık ediyoruz hikayede. Yaşlı adamın hayvanları dışkılarının kokusundan tanıması, farelerin hal ve tavrından geldikleri yönde su olduğunu tahmin etmesi vs bana insanlığın gelişen teknoloji ile birlikte gündelik bilgi dediğimiz o olgudan nasıl da uzaklaştığını bir kez daha fark ettirdi. Sabır ve umudun hikayesi bu. Bir de yaşama tutunma arzusunun. Savaşları anlatan romanlar okudum; ölümden, tutsaklıktan, kölelikten kaçan insanların olduğu romanları; salgın hastalıkların, çığ felaketlerinin, kuraklığın olduğu romanları. Hepsinde ortak gördüğüm şey insanı hiç bir zaman terk etmeyen yaşamaya devam etme içgüdüsü. Çok güzel bir eser. Yan Lianke’nin kalemine vuruldum. Zannederim ki Çin Edebiyatından okuduğum ilk eser. Bu kadim memleketin büyülü edebiyatına nihayet kafamı uzatmış bulunuyorum. Hadi hayırlısı.
Günler Aylar YıllarYan Lianke · Jaguar Kitap · 20206,9bin okunma
·
65 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.