İnsan doğal olarak doğuştan gelen midir yoksa çevrenin vurduğu darbelerin birikimi midir? Hayat tüm acılara rağmen yaşamaya ve anlamlandırmaya değer mi? Yoksa belki de hayatın anlamı aslında anlamının olmaması mı? Kendi içimde hali hazırdaki her sorguyu bu mangada da sertçe ve farklı bakış açılarıyla sorguladım. Spoiler vermeden bir inceleme yazmak da istedim, bakalım.
Başrol karakterimizden ilki Johan Liebert: hayatın anlamsızlığına sığınan ve ölümü mutlak bir son olarak kabul edip yıkımı seçen ama bunu başta dediğim gibi doğal, içgüdüsel, ben böyle doğdumla mı yaptı yoksa sonrası mı (ki bence ikisininde çok büyük etkileri var) bilemediğimiz, ağır travmalı ve bence Nihilizmi kalkan olarak kullanan; yok etmeyi var etmekten kolay kabul eden şahsiyetimiz.
İkinci karakter Dr. Kenzo Tenma; hayata tutunmayı, tüm yıkıma(belki kadersel kendi istemeden sebep oldukları) kaosa rağmen "hayatla baş etmeyi" seçen, iyiliği sürdürmenin de çok ağır olduğu(ki her zaman hemfikir olduğum-olacağım konu), en önemlisi de her yaşam kutsaldır'ı(bence değil ama neyse) kabul eden irade temsili kendisi.
Bu ikili etrafındaki olaylar ama benim çıkardığım fikir; Monster, bize en karanlık anlarda bile gerçek değerin "anı yaşamakta" ve yapılan seçimlerde gizli olduğunu. Johan gibi sonun karanlığına odaklanıp her şeyi anlamından soyutlamak(peh... bi ara da öyle yaşadım,korkunçtu denemeyin:) , hayatın sunduğu küçük mucizeleri ıskalamaktır. Oysa önemli olan, sonun ne olduğu değil; o sona gidene kadar elinde tuttuğun o kısa "anlarda" kim olmayı seçtiğin. Her ne kadar Tenma taraftarı gibi görünsemde bazen beni de çıldırtmışlığı var.
Spoiler'ımsı Dikkaaaaat; sonu bize bırakan mangaları aşırı severim, bence Johan atladı :)