Işıksız ama canlı...
Bu şarkı, insanın göğsünde aniden açılan bir pencere gibi. İçeri temiz hava doluyor. Ayağın yerden hafifçe kesiliyor ama bu bir sarhoşluk değil; özgürlükten gelen bir canlılık. Ritmi kalbi hızlandırıyor, sesi ise “olduğun gibi olman yeter” der gibi omzuna dokunuyor. Heyecanı; pahalı, parıltılı bir coşku değil. Daha çok sokakta yürürken gülümsemenin kendiliğinden gelmesi, cebinde hiçbir şey yokken bile zengin hissetme hâli. İçinde bir yer “yetiyorum” diyor. Bu yüzden insanı heyecanlandırıyor: çünkü bir şey kazanmayı değil, yüklerden kurtulmayı vaat ediyor. Dinlerken İçinde hafif bir başkaldırı kıpırdıyor.Kalbin ritme ayak uyduruyor Ve bir anlığına, kimseye bir şey kanıtlamak zorunda olmadığını hissediyorsun “Je veux”ün heyecanı şudur: Hayatla pazarlık etmeyi bırakıp, ona kahkahayla sarılma cesareti. Ve bu cesaret sessiz ama çok güçlü bir yerden geliyor. “Daha fazlasına ihtiyacım yok” demenin verdiği hafiflikten. İnsanların koşarak peşinden gittiği şeylere dönüp bakmamanın özgüveninden. Şarkı, seni bir yere yetiştirmiyor; tam tersine, olduğun yerde durmayı öğretiyor. O duruşun içinden gelen enerji ise gerçek heyecanı yaratıyor. Bu heyecan kalbi sıkıştırmıyor, nefesi kesmiyor. Aksine nefesi açıyor. Omuzları düşürüyor. “Eksik değilim” duygusunu bedenin her yerine yayıyor. O yüzden “Je veux” dinlerken insan kendini biraz daha dik yürürken buluyor. Biraz daha hafif. Biraz daha kendisi. Ve belki de en çok bu yüzden heyecan veriyor: Çünkü sana başka biri olmayı değil, olduğun kişiyi savunmayı öğretiyor.
Müzik
·
294 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.