Karen Horney | Çağımızın Nevrotik Kişiliği
————————————————————
Horney, psikanaliz alanında Freud’un görüşlerine getirdiği eleştiriler sayesinde benim sevdiğim isimlerden birisidir. Bu kitabında ise nevroz kavramına ve Horney’in bu kavramı olan bakış açısına konuk oluyoruz. Sabır gerektiren ve anlaşılması gereken bir okuma.
• Nevroz, kişinin gerçeklikle bağını koparmadan yaşadığı, ama iç dünyasında yoğun kaygı, çatışma ve huzursuzluk barındıran ruhsal bir durumdur. Nevrotik kişi ise ne yaşadığını farkındadır yani bir halüsinasyon durumu söz konusu değildir fakat kendisiyle, çevresiyle yaşadığı ilişkilerde sürekli bir gerilim halindeymiş gibi hisseder. Kaygı, suçluluk, öfke duyguları bu kavramın içinde yoğunca bulunur.
• Biz bu kavrama Horney’in bakış açısıyla bakarsak, sadece bireyin içinden kaynaklanan bir bozukluk değildir. Kültür, toplumsal beklentiler, rekabet, başarılı olma isteği ve sevgi ihtiyacının karşılanmaması gibi faktörler nevrotik yapıyı besler. Yani nevroz, kişinin zayıflığından çok, yaşadığı dünya ile kurduğu uyumsuzluğun bir sonucu olarak da okunur.
• Açıkçası yaşadığımız dünyada ve düzende sürekli bir iyi olma halinde hissetmeye çalışmamız ve bunun için çabalamamız bunun sonucunda ise kendimizi nevrotik hissetmemiz onun bakış açısını özetleyebilir.
• Horney, diğer kitabında değindiği görüşlerinde de bu kitabında da aslında çoğu duygumuzu toplumsal temellerde şekillendirdiğimizi ifade ediyor.
• Kitapta kaygı, düşmanlık, suçluluk, sevgi ihtiyacı, güç ve rekabet gibi duyguları derinlemesine işleniyor. Ve insanın sevilmek, kabul görmek duygularının peşinde harcadığı çaba sonucunda nasıl nevrotik bir kişiye dönüştüğünü fark ediyoruz.
• Kitabın çoğu kısmında modern insanın iç sıkışmışlığına ve neden böyle hissediyoruz sorusuna yer veriliyor.
• Bu kitap psikoloji alanında okuma yapmayı sevenler için gerçekten hazine niteliğinde bir kitap. Akademik dili biraz ağır bastığı için okuması zor olabilir, ben Horney’in psikoloji alanındaki bakış açısını sevdiğim için kitabı beğendim diyebilirim.