"John Steinbeck – Fareler ve İnsanlar" Hakında.. (Spoiler içerir.) Fareler ve İnsanlar
Akıcı ve güzel bir anlatımı var; sahneler gözümüzde anlaşılır bir biçimde canlanıyor. Çiftliğe ilk vardıklarında temizlikçinin, patronun oğlu Curley’den yola çıkarak söylediği bir söz dikkatimi çekti. Ufak tefek adamların hepsi gibi, kendine göre iri yarı adamlardan nefret ettiğini söyledi Curley için. Toplum ilişkilerinin kanayan yarası olan aşağılık kompleksinden bahsediyordu. İnsanoğlunun en temel komplekslerinden biri. Aslında hepimizde var olan, ancak kendini biraz yetiştirmiş olanların bu hissiyatı bir eylemsizlik hâlinde içinde bastırdığı; cahil olanların ise tam tersi biçimde çevresine bununla rahatsızlık verdiği bir kompleks.
Curley’in etrafında ona açıkça sataşan kişiler olmasına rağmen gidip konuyla hiç ilgisi olmayan iri yarı Lennie’ye çatma cesareti göstermesi aslında tesadüf değil. Cesur bir tavır, özgüvenli bir duruş; iri bir gövdeden ve güçlü kollardan daha caydırıcıdır. Hele bir de Lennie’nin saf, temiz ve nazik ruhu sebebiyle gereksiz bir tevazu içinde olması… Curley’in aşağılık kompleksinden sıyrılma içgüdülerini tetikliyordur.
Yazarın karakter tiplemeleri çok net; aslında iyi, kötü, akıllı, ahlaksız… Tüm karakterler net özelliklere sahip. Karakteri tanımak adına çok da derinlere inme ihtiyacı hissetmiyorsunuz. 1937 yılında yazılmış bu kitapta, dönemin zencilere olan bakış açısını Crooks üzerinden anlayabiliyoruz. Toplumdaki sosyal statüler oldukça keskin ve tehlikeli sınırlarla çizilmiş. Sınırları aşan zarar görüyor gibi ve zaten aşamıyor.
Kitabı bitirdiğiniz anda gerçekten etkilenmiş hissediyorsunuz. Final sahnesi çok çarpıcı. Lennie’ye kızamıyorsunuz. Belli ki yumuşak şeylere dokunma isteği ona bir travma şeklinde geçmiş ya da kalıtsal bir psikolojik hastalık gibi geliyor. Ölen kız için çiftlikteki herkes “bunu hak etti” düşüncesindeydi; fakat o da kendi kötü kaderini yaşıyordu sadece.
George’un sonda neden bunu yaptığını çok düşündüm açıkçası. Nasıl böyle bir şey yapabilir diye; neden kaçmadı ya da saklanmadı diye… Ama belli ki Lennie’nin bir şekilde yakalanacağına ya da yakalanmasa bile tek başına dayanamayacağına emin olmuştu. Bu son kaçınılmazdı; fakat en uygun ve en şefkatli biçimde yapılmalıydı. Bir de Candy’nin hasta ve yaşlı köpeği için ona söylediği o söz vardı:
“Kendi köpeğimi ben öldürmeliydim.”