İnsanın kendi içinde var olan dürtüleri veyahut potansiyeli keşfetmesi bir tetikleyici olaya bakar. Grady, yükselişi gören ama zamanla düşüşe geçen ve artık yazmak için bir ilham bulamayan bir yazar. Akşam yemeğine malzeme almak için dışarı çıkan ve eve döneceği yolda arabasını terk edilmiş bir halde bulduğu eşi Abby'e ne olduğunu uzun uzadıya düşünüyor. Telefonu araç içerisinde ama Abby ortada yok, etrafta herhangi bir iz de yok. Polis gerekli araştırmaları yapsa da olay unutulmaya yüz tutuyor ve aradan 1 sene geçiyor. İnsan hayatında sevdiği birinin kaybını nasıl unutabilir ki? Üstelik ona ne olduğunu bilmeden?
Öte yandan editörü ve yayınevi uzun zamandır Grady'nin yeni yazdığı bir kitabı teslim etmesini bekliyor. Tıkanıklık ve bunalım içinde olan Grady, kendisini her yönden sıkışmış hissediyor. Daha önce çoksatanlar listesinde üst sırada yer alan bir yazarın yaşadığı küçük bir İskoç adasındaki evinde sessiz, sakin ortamda yeni kitabını yazma teklifi geliyor. Grady bu inzivanın kendisine iyi geleceğini düşünerek teklifi kabul ediyor ama ne adanın yaşam koşulları ne de adanın az nüfusla yaşayan sakinleri göründüğü gibi değil. Üstelik daha ilk günden karısına çok benzeyen bir kadını görüyor ve ne düşünmesi gerektiğini bilemiyor. Geçmiş ve günümüz zaman diliminde işlenen eser, evlilik içi ilişkilere ve ataerkil düzene eleştirilerini çok beğendim. İntikam, kaybetme, başarısızlık ve ölüm korkusu üzerine incelikle düşünülmüş bir kurgu, tavsiyemdir.