Bir varmış bir yokmuş ruhlar aleminde emanetler verilmeye başlamış. Kul Sultan’a sıra gelince oda bakmış bakmış acaba hangi iki anne ballarını seçsem diye bir o tarafa bir bu tarafa bakarken o sırada Ekin’in zıp zıp yerinde duramayan hali Sultan’ın dikkati çekmiş, zaten Ekin dikkat çekmeyi severdi ki.
İşte şimdi, tamda o anda iki çift göz buluşmuş. Ekin’in minnetsiz ama sevgi dolu bakışlarına Sultan şak diye vurulmuş. “İşte bu…evet evet şu kıvırcığı istiyorum,” demiş.
Bu kadar etrafına ışık saçan bir çocuk bana emanet edilsin ki sevgisiz evlerde ışıkları sönmesindi.
9 yıllık bir ömür…
Ekin,
Sen yok oluş sanılan şeyin, aslında var olmanın kanıtını bize, annen vesilesiyle göstere göstere anlattın, çocuk.
Senin gittiğin diyarın bir bitişin değil, bir başlangıcın başı olduğunu, sırası geleceğini bildiği halde o günün hiç gelmeyeceğini sanan insanların önüne tüm çıplaklığıyla bir kere de sen serdin…
Ekin,
Annen seni seçti ya hani, o seni seçerken sen sonsuzlukta da seçilenlerdenmişsin meğer…
Annen anlatmayı hep sevdi, belki oda farkında değil ama kim bilir sende onu çok iyi hikaye anlatıcısı diye seçtin. Kim bilir! Annen hikaye anlatmayı iyi ki sevmiş çocuk, o böyle sevmeseydi hikayeleri, kelimeleri kapısından girdiğin evlere bir cennet nimeti misafir gelemeyecekti. Sen şimdi her evde sana yazılan satırları okunurken bazen tebessüm ettiriyor bazen kahkaha attırıyor ama çoğu kez de hüzünlere boğuyorsun, annesinin cennetten gelmiş ışıklı oyuncağı…
Ekin,
Sen işini bilirsin kuzum. İyi bir hikaye anlatıcısı olduğu için sende Sultan’ı anne olarak seçtin değil mi? Çünkü annen bize de doğumu, ölümü, Allah’a teslimiyeti, ayaklarının altına aldığı şeytanı öyle güzel anlatı ki okuyan herkes kendi teslimiyetini, imanını sorguladı kuzum. Bu dünyada emanetçi olduğumuzu, hiç bir şeyin, evladın dahi bizim olmadığı gerçeğini öyle bir teslimiyetle anlattı ki her okuyan dönüp içine baktı.
SuLTaN,
Gelip hepimizin kapısını tek tek çalsan, “Biliyor musunuz kızım öldü,” deyip yangınından bir kor bıraksan tek tek, sana yine kalan dünyalar kadar…
Öyle güzel yazmışsın ki Sultan Karaaslan yazdırana hamd olsun. Şu dünyada senin payına da Peygamberler imtihanlarından bir imtihan düştü. Dilerim ki teslimiyetle ettiğin her dua, o dualarının içindeki her harf sana şahitlik etsin. Bizler şahidiz sırtını dayadığın makama, Rabbim şahitliğimizi kabul etsin dilerim…
Benim Adım Ekin
“Kâbe’de öğrenmiştim cenaze namazı kılmayı. İlk kıldığım namaz yavrumun namazı oldu.”
S-98
•kelimelerin tuzla buz olduğu bir satır• :’(
“Sen dokuz sene bir Hacerü’l-Esved’i yıkadın, öptün, yedirdin, giydirdin ve mutlu ettin. Ne güzel bir ev sahibiydin, kutlu olsun ev sahipliğin!” diye içimden yükselen sesim sensin, Ekin.”
S-99
Benim Adım EkinSultan Karaaslan · Timaş Yayınları · 2025283 okunma