Zaman ,mekan değişse de küçücük bir çocuğun gözünden büyük acılara şahit olmamız hiç değişmeyecek sanırım…
Onca Yoksulluk Varken, Romain Gary (Emile Ajar)’a Goncourt Edebiyat ödülünü ikinci kez kazandıran bir eser.
Momo ve Madam Rosa…
Onca yoksulluğun, sevgisizliğin, yalnızlığın ortasında bu değerlerin eksikliklerini birbirinde tamamlayan, birbirine sevgiyle tutunan iki insanın hikayesi.
Momo, küçük yaşta dünyayı anlamaya çalışan ve bir yetişkin gibi herşeyin farkına varan, merhamet dolu bir çocuk.
Madam Rosa, biyolojik olmasa bile anne kelimesinin anlamını Momo’ya tattıran, ona sevgiyle bağlanan ruhu yaralı ve yaşlı bir kadın. Aralarındaki ilişki iki insanın birbirine sevgiyle bağlanmasının en güzel örneğidir.
Yazar eseri Momo’nun gözünden yalın bir dil ile anlatmaktadır.Momo’nun gözünden anlatılması da duygusal yoğunluğu arttırmıştır.
Yazar, Momo’nun dünyası ile ölüm, yalnızlık, sevgisizlik, merhamet gibi pek çok kavramın altını çizer.Romanda din, dil, ırk farkının önemsizliği bir kez daha gözler önüne serilir.
Yoksulluk kavramı ile maddi yoksulluğun yanı sıra sevgiye duyulan açlık da anlatılır.