Kitap ilk 1971 yılında yayınlanmış. Kitabı okumadan önce ufak bir göz gezdirerek hakkında edindiğim bilgi ve yazarın ilk öykü kitabı olup ses getirmesinden dolayı okumaya karar verdim. İçinde birbirinden konuları bağımsız ama duygu, gerçeklik, annelik, kadın olmanın her aşaması, yoksulluk, göçmen ailelerin büyük şehre tutunma, ait olma çabaları ile memleket özlemleri, çocuk olmak ya da olamamak belki de ama en bariz Anadolu'nun taşralı insan portrelerinden İstanbul'un içinde bulunduğu döneme ait yozlaşmış zenginlikleri ile saraylı kesim gibi her öykünün içinde dışlanan, hor görülen, hep mücadele ve zorlukları en çok çeken ve sade dili ile bunu bize okurken yaşatan yazar;kadınları, kadın olmanın her tonunu acıtarak hissettiriyor. Es geçemeyeceğim yine diğer değinilen konulardan eğitim hakkı için verilen uğraşlar, deli denen vedat'ın diğerlerinin arasında en akıllı ve vicdanını kaybetmemiş biri olarak aile üyeleri ne kadar hastalıklı gibi baksa da korkusuzca gerçeklerin karşısındaki doğru sözlülüğü, eleştirileri...
İlk üç öykü diğerlerine göre şiirsel bir tarzda yazılmış. Okurken hissedilen acı,toplumsal gerçekçi hikâyeleri ile tanıdık yaşamları gözümde canlandırmakla kalmayıp bir kadın olarak da öfkelendiğim, yaşadıkları karşısında ben de kendimi çaresiz hissettiğim anlar oldu. Öykülerin genelinde anlatan kişilerin o anki psikolojik sıkıntılarını da başarılı bir şekilde ve sadelikte anlatmış. Füruzan okumadıysanız bu eseri ile başlayın derim. Acıtıcı, sert gerçekler yazarın edebi anlatımıyla kendini okutuyor, okurken yaşatıyor.