·348 syf.····Okunma: 19 Aralık 2025 16:22 Ito'yu cidden çok seviyorum. Düşünce biçimimizi çok benzer gördüğüm için de kendime bir ayrı yakın hissediyorum onu. Genel olarak hikayeleri bir ana temel unsur çevresinde dönerek gerçekleşiyor. Bunun için bir sınırlandırması da yok, herhangi bir varlığın onun elinde bir korku unsuru olduğunu görebiliriz. Önce o unsuru belirleyip sonra hikayeyi şekillendiriyor kendi notlarında da belirttiği gibi tümevarımsal bir yapım aşaması izliyor. Basit nesneleri kreatif olgulara dönüştürme fikriyle öne çıkıyor, bu yönüyle çok ilham verici.
Çoğu hikayesi yarım hissettiriyor olabilir ama bu da bilinçli bir tercih diye düşünüyorum, kimi zaman bu bir estetik tercih gibi görünse de bundan daha önemlisi Junji net bir nokta koymaktan ziyade korkunun süreğen doğasına dikkat çekiyor. Eserlerine az çok aşina olan biri hatları belirgin bir final beklememesi gerektiğini de anlıyor zaten. Okuyucu her seferinde bir yanılsama dahi olsa bir şeylerin iyiye gideceğine dair umut beslemek istiyor ama biliyoruz ki bir Junji Ito hikayesi asla mutlu bitmez, kimse kimseyi gerçek manada kurtaramaz, herkes bir çeşit kurbandır. Korkuseverler için görsel bir ziyafet ise garantidir. Junji'nin çizgilerinin onu sevmemizde çok büyük bir payı olduğu yadsınamaz bir gerçek.
Buraya kadar genel konuştum. Bu seçki içindeki hikayeler özelindeki yorumlarıma gelecek olursak benim favorilerim Asılı Balon, Kukla Evi ve Uzun Bir Rüya oldu. Yağlı ve Atalar hikayeleri en iğrendiklerimdi. Manken, en ürkünç bulduğumdu. İkinci El Plak ise çok farklı bir auraya sahip bir hikayeydi. Paula Bell'in şarkısını çok merak edip Spotify'dan dinledim ve gerçekten büyülendim, uğruna milletin ölümcül kapma yarışı yaptığı o plağın kerametini anlamış oldum. Kitaba adını veren Ürperti hikayesine gelirsek sanırım bende en az tesiri olan hikayeydi çünkü deliklerle ilgili herhangi bir fobim yok ama tripofobisi olan arkadaşları tetikleyeceği kesin.