Modern sosyolojide "Persona" kavramı, toplum içinde takındığımız maskeyi ifade eder. Raif Efendi, edebiyatımızın belki de en hüzünlü "persona"sıdır. Dışarıdan bakıldığında silik, sünepe, etliye sütlüye karışmayan sıradan bir memur... Ama o maskenin ardında, yani o meşhur "Siyah Kaplı Defter"in içinde; tutkularıyla, hayal kırıklıklarıyla ve Berlin sokaklarında bıraktığı ruhuyla bambaşka bir adam yaşar.
Raif Efendi'nin trajedisi, aslında modern bireyin trajedisidir: "Anlaşılma umudunu yitirdiğimizde susmayı seçeriz." Bizler onu okurken, aslında kendi çıkaramadığımız maskeleri ve içimizdeki o konuşamayan tarafı görürüz.
Bu eseri mikrofona dökerken, amacım sadece satırları okumak değil; Raif Efendi'nin o yıllarca biriktirdiği suskunluğa bir "ses" olabilmekti. Mekanik bir okuma yerine, onun Havran'dan Berlin'e uzanan o naif ve kırılgan yolculuğunu, ruhuna dokunarak hissettirmeye çalıştım.
Eğer siz de Raif Efendi'nin hikayesine en başından eşlik etmek, o sessiz çığlığı bir de "sesli" duymak ve atmosferin içinde kaybolmak isterseniz, yolculuğumuz burada başlıyor.
Belki de dinlerken, kendi maskenizin ardındaki o görünmez adamla karşılaşırsınız...
Sesli Kitap (Başlangıç Bölümü):
youtu.be/FKtsQeeIrAA?si=...
(Serinin devamı kanaldadır)