Puslu Kıtalar Atlası, okurken insanın zihnini yavaş yavaş sisin içine alan bir kitap. Ne tam tarih, ne tam masal; daha çok aklın, bilginin ve insanın kendisiyle kurduğu tuhaf ilişkinin hikâyesi. Her cümlede ince bir alay, her sayfada sessiz bir bilgelik var.
İhsan Oktay Anar, okuru bir maceraya çağırırken aslında aklın sınırlarını, bilmenin bedelini ve insanın kendine kurduğu tuzakları anlatıyor.
Kitap bitiyor ama hissi bitmiyor; sanki okudukça değil, düşündükçe ilerleyen bir eser.
Bu atlas, dünyayı değil, insanın içindeki puslu kıtaları gösteriyor.