"...sen büyük yazarları okumaya alışık okuyucu..."
"dediğim gibi, ben bir yazar değilim. Bir kazazede ya da yolunu şaşırmış bir denizciden bundan fazlasını bekleme..
Ve siz, büyük yazarlar, bağışlayın beni, ekmeğinizde gözüm yok, ne de ününüzde."
diyor Ferit Edgü ,
Hakkari' de bir dağ köyünde yaşadığı sürgün öğretmen hayatını yazıyor... Çok samimi geldi bana kitap. Bu tarz kitapları, filmleri sevenlerin bayılacağı, sevmeyenlerin ise yine bayılacağı bir kitap bana göre:) Nasıl bir tarz derseniz , bu tarzı bilenlerin anlayacağı bir tarz:)
[Bana neden kaçtığımı sorma. Çünkü bunu en iyi senin bilmen gerekir. Hele hele, Kendinden kaçma, kendinden kaçamazsın gibi anlamsız sözleri hiç etme. Kendim ... Biliyor musun ki, kendimi burda bulduğumda , kendimle ilgili hiçbir şey (yüzümü bile) ansımıyordum. İster inan, ister inanma.]
[...nasıl kendisiyle konuşur insan, nasıl dertleşir, nasıl öyküler uydurur, bu arada ben de öğrendim yaşamın önceden belirlenmiş, ezberlenmiş bir biçimi olmadığını, yalnız denizlerde yaşanmadığını, denizlere belki bir daha dönmeyeceğimi, bu arada ben de öğrendim sessizliğin sesini, ezikliğin, çaresizliğin, başeğişin, yokluğun eşiğini, bu arada ben de öğrendim.]
[Bazı gerçeklerin, bazı gerçekleri unutturduğunu gördüm burda...]