“Dönüşüm bana göre, Gregor Samsa’nın bir sabah böceğe dönüşmesiyle başlayan tuhaf bir olaydan çok, bu dönüşümün ailesi üzerindeki etkisini izleyen bir hikâye gibi ilerliyor. Gregor’un geçirdiği fiziksel değişimden ziyade, ailesinin ona karşı yavaş yavaş mesafe koyması ve onu bir yük olarak görmeye başlaması beni daha çok sarstı. Özellikle annesinin korku ile şefkat arasında gidip gelmesi, babanın giderek sertleşen tavrı ve kız kardeşinin zamanla değişen tutumu, insanın gerçekten kim olduğu için mi yoksa işe yaradığı sürece mi sevildiğini düşündürdü. Kafka’nın büyük duygusal sahneler yaratmadan, sessiz ve soğuk bir anlatımı tercih etmesi, Gregor’un yalnızlığını benim için daha da derinleştirdi. Hikâye ilerledikçe Gregor’un bedensel dönüşümünden çok, ailesinin gözünde yavaş yavaş silinişine tanık olduğumu hissettim. Sonu ise dramatik olmaktan ziyade kaçınılmaz bir kabulleniş duygusu bırakıyor ve bu da insanın içini sessizce burkuyor.”